top of page

AUKUS Kapsamında İnsansız Deniz Sistemleri ve Avustralya Savunmasının Dönüşümü

25 Ekim 2026

AUKUS kapsamında geliştirilen insansız deniz sistemleri, Avustralya’nın savunma stratejisinde teknolojik, operasyonel ve endüstriyel bir dönüşüme işaret etmektedir. Ghost Shark, Speartooth ve BlueBottle gibi platformlar; keşif, gözetleme, denizaltı savunması, mayın harbi ve lojistik görevlerde yeni imkânlar sunmaktadır. Ancak bu sistemlerin stratejik değeri yalnızca teknolojik yeteneklerine değil, birlikte çalışabilirliğe, ortak standartlara, veri paylaşımına ve sürdürülebilir üretime bağlıdır. Analiz, AUKUS’un ikinci sütunundaki gelişmeleri denizden men, caydırıcılık, stratejik özerklik ve bölgesel güvenlik ikilemi çerçevesinde değerlendirmektedir. Avustralya’nın dönüşümünün başarısı, teknolojik yeniliklerin kalıcı harekât kapasitesine dönüştürülmesine ve müttefiklerle iş birliği ile ulusal hareket serbestisi arasında dengeli bir ilişki kurulmasına bağlı olacaktır.
AUKUS Kapsamında İnsansız Deniz Sistemleri ve Avustralya Savunmasının Dönüşümü

Oktay Küçükdeğirmenci[1]


Avustralya’nın 19 Ekim 2026’da açıkladığı insansız deniz sistemlerine ilişkin gelişmeler, AUKUS’un askeri kapasite üretme biçimindeki değişimi görünür kılmaktadır. Açıklamanın merkezinde, araçların belirli görevleri yerine getirmek üzere taşıdığı algılama donanımı, mühimmat ve ikmal malzemeleri anlamına gelen görev yüklerinin geliştirilmesi ve araçlara uyarlanması bulunmaktadır.[i] Bu gelişmenin stratejik önemi, farklı araçların ortak görevler etrafında kullanılabilmesine dayanmaktadır. Bununla birlikte, teknik uyumun kalıcı askeri üstünlüğe dönüşmesi, donanmaların çalışma yöntemlerinin değişmesine ve ortaklar arasındaki teknoloji paylaşımının sürdürülebilmesine bağlıdır. Avustralya açısından ortaya çıkan imkân, deniz kuvvetlerinin erişimini genişletirken yerli üretimi savunma planlamasının daha etkili bir unsuru haline getirmektir.

AUKUS’un iki sütunlu yapısı, bu imkânın sınırlarını anlamak açısından önemlidir. 2021’de Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri arasında savunma ve teknoloji ortaklığı olarak kurulan AUKUS’un birinci sütunu, Avustralya’nın nükleer enerjiyle çalışan ancak konvansiyonel silahlar taşıyan denizaltılar edinmesini öngörmektedir. Buradaki nükleer nitelik, silahların türünü değil, denizaltının hareketi ve enerji ihtiyacı için kullanılan güç sistemini ifade etmektedir. İkinci sütun ise ileri askeri teknolojilerin birlikte geliştirilmesine ve kuvvetlerin kullanımına sunulmasına yöneliktir. İnsansız deniz sistemleri bu ikinci çerçevede değerlendirilmektedir. 30 Mayıs 2026 tarihli ortak bakanlar açıklamasında, sualtı araçlarının görev yükleri ile bunların birlikte çalışmasını sağlayan destekleyici sistemler ilk öncelikli ortak proje olarak belirlenmiş, teslimatların 2027’de başlaması hedeflenmiştir.[ii] Dolayısıyla 19 Ekim’deki açıklama, daha önce belirlenen hedefin somut uygulamalarını göstermektedir.

Bu uygulamaların merkezinde yer alan Ghost Shark ve Speartooth, içinde personel bulunmadan görev yapabilen sualtı araçlarıdır. Ghost Shark, Avustralya’da geliştirilen ve üretilen büyük boyutlu bir araçtır. Speartooth ise farklı görev yüklerinin taşınabildiği başka bir insansız sualtı sistemidir. BlueBottle, bunlardan farklı olarak deniz yüzeyinde hareket eden insansız bir araçtır.[iii] İnsansızlık, araçta mürettebat bulunmamasını; otonomi ise belirli işlevlerin sürekli insan yönlendirmesi olmadan yürütülebilmesini ifade eder. Bu iki özellik, silah kullanımına ilişkin bütün kararların kendiliğinden verildiği anlamına gelmez. Araçların modüler tasarımı, görev için gereken donanımın bütün platform yeniden tasarlanmadan değiştirilebilmesine olanak tanımaktadır.[iv]

Açıklanan görev yükleri bu esnekliğin farklı kullanım alanlarını göstermektedir. Ghost Shark için deniz mayınları, sualtına bırakılarak ihtiyaç duyulduğunda geri alınabilen ikmal bölmeleri ve keşif, gözetleme veya saldırı görevlerinde kullanılabilen ALTIUS insansız hava araçları gündeme getirilmiştir. BlueBottle için açıklanan çekili sonar dizisi ise aracın arkasından taşınan, su altındaki sesleri kullanarak denizaltıların tespitine yardımcı olan bir algılama sistemidir.[v] Böylece aynı program, kuvvetlerin ihtiyaçlarını karşılayan lojistik görevlerle karşı tarafa zarar verme kapasitesini bir araya getirmektedir. Ancak açıklanan seçeneklerin her birinin aynı olgunluk düzeyine ulaştığı varsayılamaz. Tanıtılan bir görev yükünün güvenilirliği, taşıyıcı araçla uyumu ve farklı koşullardaki başarısı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu kapasitenin savunma planlamasındaki karşılığı, denizden yararlanmayı engelleme anlamındaki denizden men yaklaşımıdır. Deniz kontrolü, belirli bir alanda kendi faaliyetlerini yeterli güvenlikle sürdürebilmeyi içerirken, denizden men, karşı tarafın aynı alanı kullanmasını zorlaştırmayı veya engellemeyi amaçlar. Avustralya’nın resmî açıklaması da geliştirilen sistemleri bu hedefle ilişkilendirmektedir.[vi] Analitik olarak bakıldığında, gözetleme araçlarıyla tehditlerin izlenmesi ve farklı görev yükleriyle hareket serbestisinin sınırlandırılması, geniş deniz alanlarını sürekli olarak büyük savaş gemileriyle denetleme ihtiyacını azaltabilir. Bununla beraber, karşı tarafın faaliyetlerini aksatabilmek, kendi ticaret yollarının güvenliğini kendiliğinden sağlamaz. Koruma, gözetleme ve müdahale görevlerinin birlikte planlanması gerekir.

Burada caydırıcılık, muhtemel bir saldırganın beklediği kazancı azaltarak veya karşılaşacağı maliyeti yükselterek saldırı kararını etkileme çabasıdır. İnsansız araçların farklı bölgelerde kullanılabilmesi, karşı tarafın hangi tehditle nerede karşılaşacağını hesaplamasını zorlaştırabilir. Ne var ki, böyle bir etkinin ortaya çıkması, sistemlerin varlığından haberdar olunması kadar bunların çalışacağına inanılmasına da bağlıdır. Üretim sayıları, görev sürekliliği ve kuvvetler arasındaki koordinasyon hakkındaki belirsizlikler, teknik kapasiteyle algılanan caydırıcılık arasında mesafe yaratabilir. Bu nedenle kamuoyuna yapılan tanıtımların stratejik işlevi, askeri kapasite hakkında işaret vermektir. Açıklamanın kendisi, karşı tarafın davranışının değiştiğini kanıtlamaz. Avustralya’nın kazanımı, tehdit algılarını tek yönlü biçimde yönetebildiği varsayımıyla değerlendirilmemelidir.

Ekim ayındaki gelişmelerin sınandığı Maritime Big Play Pacific, AUKUS ortaklarının insansız deniz teknolojilerini birlikte denediği San Diego merkezli faaliyetler dizisidir. Birleşik Krallık’ın deniz kuvvetleri olan Kraliyet Donanması, etkinlikte kırktan fazla kamu ve sanayi teknolojisinin yer aldığını açıklamıştır. Denemeler; denizaltıların izlenmesi ve bunlara karşı harekât, farklı sistemlerin ortak saldırı görevlerinde kullanılması, düşman baskısı altındaki birliklere ikmal ulaştırılması ve deniz tabanındaki faaliyetler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ortak komuta ve kontrol çözümleri de bu kapsamın parçasıdır; bunlar kuvvetlere görev verilmesini, faaliyetlerin izlenmesini ve kararların uygulanmasını sağlayan düzenlemelerdir.[vii] Etkinlik böylece araçların tek başlarına gösterebildikleri performansla, birlikte kullanıldıklarında sağlayabilecekleri katkının karşılaştırılmasına imkân vermektedir.

Yine de tatbikat başarısından sürekli harekat yeterliliğine doğrudan geçilemez. Resmî açıklama, tanıtılan görev yüklerinin bir bölümünün denemelerde yer alacağını belirtmektedir.[viii] Bu ifade, açıklanan bütün araç ve yüklerin aynı koşullarda sınandığı sonucunu desteklemez. Harekât yeterliliği, bir sistemin görevlendirildiğinde beklenen işi güvenilir biçimde yapabilmesi ve bunun bakım, personel ve ikmal düzeniyle sürdürülebilmesidir. Değerlendirme açısından belirleyici olan, gösterim sırasında işleyen bir çözümün farklı görevlerde yeniden kullanılabilmesi, arızaların giderilebilmesi ve kullanıcıların sistemin sınırlarını öğrenmesidir. Bu aşamalar tamamlanmadan yapılan kapsamlı üstünlük iddiaları, sonraki başarısızlıkların ortaklığın bütünü hakkında olumsuz yargılara dönüşmesine de zemin hazırlayabilir.

AUKUS’un ikinci sütununda teknoloji başlıkları etrafındaki çalışma gruplarından belirli askeri ihtiyaçlara cevap veren projelere yönelme çabası bu açıdan anlamlıdır. Ekim ayındaki yetkili açıklamalarında, önceki yaklaşımın erken geliştirme aşamasındaki teknolojilere fazla odaklandığı ve silahlı kuvvetlerin katılımının sınırlı kaldığı belirtilmektedir.[ix] Buradan çıkarılabilecek sonuç, programın başarısının artık kullanıcıların ihtiyaçlarıyla daha doğrudan ilişkilendirilmeye çalışıldığıdır. Böyle bir yönelim, araştırma faaliyetlerine ne zaman devam edileceği ve hangi çözümün satın alınacağı konusunda daha açık tercihler yapılmasını sağlayabilir. Bunun bedeli ise aynı anda desteklenebilecek teknoloji alanlarının daralmasıdır.

Ortak projenin teknik düzeni de bu seçiciliği yansıtmaktadır. İlk aşamada ülkelerin geliştirdiği görev yüklerinin diğer ortakların araçlarına uyarlanabilmesi, ardından ortak geliştirme ve üretime geçilmesi öngörülmektedir. Bunun için ortak standartlar ve kontrol sistemleri hedeflenmektedir.[x] Birlikte çalışabilirlik, farklı ülkelerin sistemlerinin bilgi alışverişi yaparak koordineli görev yürütebilmesidir. Görev yüklerinin birbirinin yerine kullanılabilmesi ise daha somut bir uyumu, aynı donanımın farklı taşıyıcılarda çalışabilmesini gerektirir. Bu hedef gerçekleştiğinde, her ülkenin aynı aracı satın almasına gerek kalmadan ortak kapasite kurulabilir. Bununla birlikte, standartların geliştirme sürecinin başında belirlenmemesi, sonradan yapılacak uyarlamaların maliyetini artırabilir ve ortak kullanımın kapsamını daraltabilir.

Avustralya bakımından bu yaklaşım, mevcut gemilerin yaşlandığı veya hizmetten ayrıldığı, yeni büyük platformların ise henüz kullanıma girmediği dönemde ayrıca önem taşımaktadır. Mürettebatlı gemilerle insansız araçların görev paylaşımı içinde çalıştığı karma filo anlayışı, bu geçiş süresinin kurumsal öğrenme için kullanılmasını mümkün kılabilir. Buradaki öğrenme, donanmanın yeni araçları hangi görevlerde, hangi yetki düzeniyle ve hangi eğitimle kullanacağını deneyerek geliştirmesidir.[xi] Böyle bir süreç, yeni gemiler teslim edildiğinde bütün kullanım alışkanlıklarının sıfırdan oluşturulması ihtiyacını azaltabilir. Bununla birlikte, insansız sistemlerin sağladığı katkı, büyük denizaltıların bütün görevlerini devralacakları anlamına gelmez. Avustralya’nın resmi yaklaşımı da bu araçları mürettebatlı unsurları tamamlayan kabiliyetler olarak tanımlamaktadır.[xii]

Savunma sanayisi açısından açıklamanın dayandığı mali çerçeve dikkate değerdir. Avustralya, 2026 savunma stratejisi ve yatırım programı kapsamında, on yıllık dönemde otonom ve insansız sualtı kabiliyetlerine 5,8 milyar Avustralya dolarına kadar kaynak ayırmayı öngörmektedir. Ghost Shark filosu için belirlenen 1,7 milyar dolarlık tutar bu toplamın içindedir.[xiii] Bu kaynaklar, 19 Ekim’de bütünüyle yeni açıklanmış harcamalar olarak okunmamalıdır. Yerli üretimin stratejik karşılığı, satın alma kararından sonra bakım ve değişiklik yapabilme kapasitesinin ülkede tutulabilmesidir. Düzenli siparişlerin yerel tedarikçilerin yatırım kararlarını desteklemesi mümkündür; ancak bunun kalıcı bir sanayi yetkinliğine dönüşmesi, üretim sürekliliğine ve teknik bilginin yerel kurumlarda birikmesine bağlı olacaktır.

Bu noktada stratejik özerklik, bir devletin güvenlik tercihlerini belirleyebilmesi ve gerekli araçları dışarıdan gelecek izinlere aşırı ölçüde bağımlı kalmadan kullanabilmesi şeklinde anlaşılmalıdır. Bir aracın ülke içinde üretilmesi bu kapasiteyi destekler. Fakat yazılımı değiştirme, yeni görev yüklerini uyarlama veya bakım için gerekli bilgiye erişme yetkisini otomatik olarak garanti etmez. Dolayısıyla Avustralya’nın üretim kazanımları değerlendirilirken sözleşmelerin tanıdığı haklara ve değişiklik yapma imkânlarına da bakılmalıdır. Ortak geliştirme, tek başına karşılanması zor maliyetleri paylaşmayı sağlayabilir. Buna karşılık, ulusal kararların ortak standartlara ve diğer ülkelerin onay süreçlerine bağlanması bazı seçeneklerin kullanımını zorlaştırabilir. Ortaklığın yararı ile hareket serbestisi arasındaki ilişki, her projede yeniden kurulacaktır.

Nitekim ikinci sütunun ilk beş yılına ilişkin değerlendirmeler, ilerlemenin önemli bir bölümünün araştırma, denemeler ve mevzuatın uyumlaştırılmasında gerçekleştiğine işaret etmektedir. Savunma teknolojilerinin ülkeler arasında aktarılmasını düzenleyen ihracat denetimleri gevşetilmiş olsa da hassas sualtı teknolojileri ve yazılım bilgilerindeki sınırlamalar devam etmektedir. Ayrıca ikinci sütunun kaynakları farklı ulusal programlara dağılmaktadır.[xiv] Bu koşullardan hareketle, teknik takvimlerin bütçe kararlarıyla aynı hızda ilerlemeyebileceği söylenebilir. Üç ülkenin bir kabiliyet üzerinde anlaşması, o kabiliyeti aynı tarihte satın alacakları anlamına gelmez. Görev yüklerinin ortaklaştırılması, finansmanın ve satın alma önceliklerinin sürekliliğiyle desteklenmediğinde, denemelerde elde edilen sonuçların kuvvetlere aktarılması gecikebilir.

İş birliğinin daha az görünür boyutu, toplanan verinin paylaşılmasıdır. Deniz durumsal farkındalığı, denizdeki faaliyetlerin ve muhtemel tehditlerin farklı kaynaklardan gelen bilgilerle anlaşılmasıdır. Bunun için geliştirilen sistemlerde ham veriye erişmekle yalnızca hazırlanmış bir değerlendirmeyi almak arasında belirgin bir fark vardır. Veri yönetişimi, bilginin kim tarafından toplanacağını, işleneceğini ve paylaşılacağını; ayrıca paylaşım sınırlarının kim tarafından belirleneceğini düzenleyen kuralları ifade eder. AUKUS çerçevesinde bu kurallar, ortakların ve ortaklık dışındaki ülkelerin aynı deniz ortamına ilişkin ne ölçüde bağımsız değerlendirme yapabileceğini etkileyebilir.[xv] Dolayısıyla teknik açıdan ortak bir görüntü üretilmesi, bütün kullanıcıların aynı bilgiye veya aynı yorumlama yetkisine sahip olduğunu göstermez.

Bu tartışmadan çıkarılabilecek siyasi sonuç, veri erişiminin bölgesel iş birliğinin niteliğini de belirleyeceğidir. Bir kıyı devletine kendi çevresindeki şüpheli faaliyet hakkında uyarı verilmesi yararlıdır. Ancak o devletin değerlendirmeyi sorgulayabilmesi ve belirsizlik düzeyini anlayabilmesi, iş birliğine duyduğu güven açısından ayrıca önem taşır. Hassas verinin tamamının paylaşılması beklenemeyeceğinden, erişim sınırlarının açıklığı ve değerlendirmelere itiraz imkânı öne çıkar (Groffman, 2026). Avustralya açısından bu durum, teknolojik katkıyla diplomatik güvenilirliğin birlikte geliştirilmesini gerektirir. Bölge ülkelerinin bilgi alıcıları olarak görülmesi yerine, ihtiyaçlarının veri toplama önceliklerine yansıtılması, ortaklığın sunduğu güvenlik faydasının daha geniş çapta kabul görmesini sağlayabilir.

Çin’le ilişkiler bakımından da sonuçların tek yönlü olacağı varsayılamaz. Burada güvenlik ikilemi, bir devletin kendi savunmasını güçlendirmek için aldığı önlemlerin diğer devletlerce tehdit olarak yorumlanması ve karşı önlemleri teşvik etmesidir. İnsansız sistemlerin altyapı koruma ve gözetleme işlevleriyle saldırı görevlerinde kullanılabilmesi, bu yorum farklılığını besleyebilir. Bu, mevcut açıklamaların Çin’de belirli bir karşılık doğurduğuna ilişkin ampirik bir tespit değil, kabiliyetlerin muhtemel etkilerine ilişkin analitik bir çıkarımdır. Daha etkili denizden men kapasitesi saldırının maliyetini yükseltebilirken, karşı tarafın kendi hareket serbestisini kaybettiği algısını da güçlendirebilir. Bu nedenle istikrar değerlendirmesi, araçların performansının yanında kullanım amaçlarının nasıl anlatıldığını ve krizlerde yanlış anlamaları azaltacak iletişimin sürdürülüp sürdürülmediğini de içermelidir.

Ekim 2026’daki gelişmelerin kalıcı önemi, görev yüklerinin düzenli kullanıma geçmesi ve donanmaların bunlardan öğrendiklerini eğitim ile görev düzenine aktarabilmesi üzerinden anlaşılacaktır. Ortak standartların uygulanması ve bu dönüşümden sorumlu kurumların yeterli yetkiye sahip olması, üretim hızının askeri faydaya dönüşmesini belirleyecektir.[xvi] Avustralya için elverişli sonuç, yerli sanayinin değiştirme ve sürdürme kapasitesini artırırken ortak kuvvetlerle çalışabilen bir donanmanın oluşmasıdır. Böyle bir sonucun önündeki güçlükler, teknik yenilik kadar bütçe tercihleri ve bilgiye erişimle de ilgilidir. AUKUS’un insansız deniz sistemlerindeki ilerleyişi, bu nedenle, devletlerin birlikte araç geliştirme iradesinin ortak kullanım sorumluluğuna ne ölçüde dönüşebildiğinin sınandığı bir süreç olarak değerlendirilmelidir.

 


[1] Dr., Doktora Sonrası Araştırmacı, Sun Yat-sen Üniversitesi, Uluslararası ve Bölgesel Çalışmalar Enstitüsü, Zhuhai, Çin. E-posta: oktayd506@gmail.com.


[i] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026a, 19 Ekim). Australia advances undersea warfare capabilities. https://www.minister.defence.gov.au/media-releases/2026-10-19/australia-advances-undersea-warfare-capabilities.

[ii] Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı. (2026a, 30 Mayıs). AUKUS Defence Ministerial Joint Statement: 30 May 2026. https://www.gov.uk/government/publications/aukus-defence-ministerial-joint-statement-30-may-2026

[iii] Laird, R. (2026, 20 Ekim). From Truck to Toolkit: AUKUS Payloads and the Hull Gap Decade. Defense.info. https://defense.info/featured-story/2026/10/from-truck-to-toolkit-aukus-payloads-and-the-hull-gap-decade/.

[iv] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026b, 19 Ekim). Press Conference, Sydney. https://www.minister.defence.gov.au/transcripts/2026-10-19/press-conference-sydney.

[v] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026b, 19 Ekim). Press Conference, Sydney. https://www.minister.defence.gov.au/transcripts/2026-10-19/press-conference-sydney.

[vi] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026a, 19 Ekim). Australia advances undersea warfare capabilities. https://www.minister.defence.gov.au/media-releases/2026-10-19/australia-advances-undersea-warfare-capabilities.

[vii] Kraliyet Donanması. (2026, 19 Ekim). AUKUS nations showcase cutting-edge maritime technology in major demonstration event.  https://www.royalnavy.mod.uk/news/2026/october/19/20261019-aukus-nations-demo-in-us.

[viii] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026a, 19 Ekim). Australia advances undersea warfare capabilities. https://www.minister.defence.gov.au/media-releases/2026-10-19/australia-advances-undersea-warfare-capabilities.

[ix] The Australian. (2026, 22 Ekim). AUKUS Pillar II revamp put to test in autonomous warfare drills. https://www.minister.defence.gov.au/media-releases/2026-10-19/australia-advances-undersea-warfare-capabilities.

[x] Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı. (2026b, 30 Mayıs). AUKUS Pillar II fact sheet: Uncrewed Undersea Vehicles – payloads and enabling systems. https://www.gov.uk/government/publications/aukus-defence-ministerial-joint-statement-30-may-2026/aukus-pillar-ii-fact-sheet-uncrewed-undersea-vehicles-payloads-and-enabling-systems

[xi] Laird, R. (2026, 20 Ekim). From Truck to Toolkit: AUKUS Payloads and the Hull Gap Decade. Defense.info. https://defense.info/featured-story/2026/10/from-truck-to-toolkit-aukus-payloads-and-the-hull-gap-decade/.

[xii] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026b, 19 Ekim). Press Conference, Sydney. https://www.minister.defence.gov.au/transcripts/2026-10-19/press-conference-sydney.

[xiii] Avustralya Savunma Bakanlığı. (2026a, 19 Ekim). Australia advances undersea warfare capabilities. https://www.minister.defence.gov.au/media-releases/2026-10-19/australia-advances-undersea-warfare-capabilities.

[xiv] Abbott, K. ve Luckock, T. (2026, 15 Eylül). What Has AUKUS Pillar II Achieved Over 5 Years? United States Studies Centre. https://www.ussc.edu.au/what-has-aukus-pillar-ii-achieved-over-5-years.

[xv] Groffman, N. (2026, 3 Haziran). AUKUS sees the sea – not everyone will. Lowy Institute, The Interpreter. https://www.lowyinstitute.org/the-interpreter/aukus-sees-the-sea-not-everyone-will.

[xvi] Laird, R. (2026, 20 Ekim). From Truck to Toolkit: AUKUS Payloads and the Hull Gap Decade. Defense.info. https://defense.info/featured-story/2026/10/from-truck-to-toolkit-aukus-payloads-and-the-hull-gap-decade/.

Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ

bottom of page