
Analizler

AUKUS Kapsamında İnsansız Deniz Sistemleri ve Avustralya Savunmasının Dönüşümü
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
25 Ekim 2026
AUKUS kapsamında geliştirilen insansız deniz sistemleri, Avustralya’nın savunma stratejisinde teknolojik, operasyonel ve endüstriyel bir dönüşüme işaret etmektedir. Ghost Shark, Speartooth ve BlueBottle gibi platformlar; keşif, gözetleme, denizaltı savunması, mayın harbi ve lojistik görevlerde yeni imkânlar sunmaktadır. Ancak bu sistemlerin stratejik değeri yalnızca teknolojik yeteneklerine değil, birlikte çalışabilirliğe, ortak standartlara, veri paylaşımına ve sürdürülebilir üretime bağlıdır. Analiz, AUKUS’un ikinci sütunundaki gelişmeleri denizden men, caydırıcılık, stratejik özerklik ve bölgesel güvenlik ikilemi çerçevesinde değerlendirmektedir. Avustralya’nın dönüşümünün başarısı, teknolojik yeniliklerin kalıcı harekât kapasitesine dönüştürülmesine ve müttefiklerle iş birliği ile ulusal hareket serbestisi arasında dengeli bir ilişki kurulmasına bağlı olacaktır.

KÖRFEZ'DE YENİ GÜÇ MÜCADELESİ
Rekabet Eden Vizyonlar, Siyasal İslam, Değişen İttifaklar ve Monarşilerin Geleceği
İstanbul Strateji
23 Ekim 2026
Körfez, ekonomik modernleşme, siyasal İslam’a yönelik farklı yaklaşımlar ve değişen ittifaklar nedeniyle yeni bir güç mücadelesine sahne olmaktadır. Bu analiz, altı Körfez ülkesinin ekonomik dönüşüm stratejilerini, rejim güvenliği anlayışlarını ve bölgesel politikalarını karşılaştırmaktadır. Suudi Arabistan’ın bölgesel liderlik hedefleri, BAE’nin küresel ekonomik ağlara dayanan güç modeli ve Katar’ın stratejik özerklik arayışı özellikle incelenmektedir. Siyasal İslam konusundaki ayrışmaların bölgesel rekabete etkileri, ABD–Çin ilişkileri ve petrodolar sisteminin dönüşümü değerlendirilmektedir. Çalışma, ekonomik modernleşmenin otomatik olarak demokratikleşmeye yol açmadığını, monarşilerin sürekliliğinin bölgesel düzenin değişmeyeceği anlamına gelmediğini ortaya koymakta; 2030–2040 senaryolarını ve Türkiye açısından stratejik sonuçları tartışmaktadır.

Küresel Protesto Dalgası: Ekonomik Eşitsizlikten Siyasal Meşruiyet Krizine
İstanbul Strateji
18 Ekim 2026
Dünyanın farklı bölgelerinde yaygınlaşan kitlesel protestolar, ekonomik eşitsizliklerin ötesinde siyasal temsil, toplumsal adalet ve meşruiyet krizlerinin derinleştiğini göstermektedir. Bu analiz, güncel protestoları 1968, 2011 ve 2019 hareketleriyle karşılaştırarak yapısal nedenlerini ve olası sonuçlarını incelemektedir. Neoliberal politikalar, servet yoğunlaşması, gençlerin gelecek kaygıları ve uzayan savaşların yarattığı toplumsal tepkiler değerlendirilmektedir. Ayrıca yapay zekâ ve otomasyonun istihdam ile gelir dağılımı üzerindeki olası etkileri tartışılmaktadır. Çalışma, protestoların süreklileşmesi ve şiddetin artması risklerini değerlendirirken bu sonuçların kaçınılmaz olmadığını vurgulamaktadır. Geleceğin belirleyici unsurunun, devletlerin daha adil, kapsayıcı ve meşru toplumsal düzenler oluşturabilme kapasitesi olduğu ileri sürülmektedir.

Neoliberal Kentleşmeden Kamusal Kente: Kentsel Rant, Yönetişim, Yolsuzluk Riskleri ve Alternatif Kent Yönetimi
Oktay BİNGÖL
13 Ekim 2026
Neoliberal kentleşme, son kırk yılda kentleri yalnızca yaşam alanları olmaktan çıkararak yatırım, gayrimenkul ve sermaye birikiminin merkezlerine dönüştürdü. New York, Londra, Şanghay, Rio de Janeiro ve İstanbul örnekleri; kentsel rantın kamu kararları, altyapı yatırımları ve özel sektör ilişkileri üzerinden nasıl üretildiğini gösteriyor. Bu süreç her zaman yolsuzluk anlamına gelmese de düşük şeffaflık, zayıf hesap verebilirlik ve geniş takdir yetkisi rant kollama risklerini artırabiliyor. Çalışma, neoliberal modele alternatif olarak kentsel rantın toplumsallaştırıldığı, sosyal konutun güçlendirildiği, katılımcı bütçelemenin yaygınlaştırıldığı, kamusal hizmetlerin demokratik biçimde yönetildiği ve ekolojik sınırların gözetildiği yeni bir kent yönetimi anlayışını savunuyor.

Endonezya Deniz Stratejisinde KRI Sriwijaya ve Kapasite İnşasının Sınırları
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
6 Ekim 2026
Endonezya’nın ilk uçak gemisi KRI Sriwijaya-100, ülkenin deniz gücü ve açık deniz kapasitesi açısından önemli, ancak sınırlı bir eşik oluşturmaktadır. İtalya’dan hibe edilen eski Giuseppe Garibaldi, deniz havacılığı, insani yardım, savunma diplomasisi ve eğitim için yeni imkânlar sunmaktadır. Ancak platformun stratejik değeri; modernizasyon, uygun hava araçları, eğitimli personel, bakım altyapısı, komuta düzeni ve sürdürülebilir finansmana bağlıdır. TB3 gibi insansız sistemler yeni seçenekler yaratırken, teknik uyum henüz tamamlanmamıştır. Sriwijaya’nın başarısı, sembolik prestijden çok, kazanılan tecrübenin yerel sanayiye, kurumsal öğrenmeye ve filonun genel kapasitesine ne ölçüde aktarılabildiğiyle ölçülecektir.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların Yönetişim Krizi:
OECD İlkeleri Işığında Zafiyetler, Küresel Kriz Örnekleri ve Yapısal Tedbirler
İstanbul Strateji
1 Ekim 2026
Bu çalışma, "düzenleyici devlet" modelinin ana aktörlerinden olan bağımsız idari otoritelerin yönetişim ve denetim mimarisindeki sorunlarını incelemektedir. OECD’nin "Düzenleyici Kurumların Yönetişimi İçin İyi Uygulama İlkeleri" ekseninde; kurumsal özerklik ile kamusal hesap verebilirlik arasındaki dengenin küresel düzeyde nasıl aşındığı tartışılmaktadır. 2008 Küresel Finansal Krizi ve Dot-Com skandalları gibi tarihsel kırılmalar üzerinden "düzenleyici körlük" ve "düzenleyici esaret" kavramları analiz edilmektedir. Çalışma, parlamenter atama güvencesi, liyakat, yapay zekâ destekli proaktif gözetim altyapısı, zorunlu Düzenleyici Etki Analizi süreçleri ve yüksek denetim organlarının performans odaklı denetim modellerini içeren makro düzeyde yapısal reform önerileri sunmaktadır.

Teknolojik Devrimler, Finansal Balonlar ve Yapay Zekâ: Devrim Kendi Balonunu mu Üretiyor?
İstanbul Strateji
28 Eylül 2026
Yapay zekâ etrafındaki “balon” tartışması, teknolojinin gerçek değeri ile finansal beklentileri birbirinden ayırmayı gerektiriyor. Tarih, demiryolları, elektrik ve internet gibi büyük teknolojik devrimlerin çoğu kez aşırı yatırım ve spekülatif değerlemelerle birlikte ilerlediğini gösteriyor. Bu yazı, yapay zekânın da benzer bir süreçten geçtiğini savunuyor. Temel tez şu: Yapay zekâ bir balon olduğu için önemsiz değildir; aksine, gerçek ve dönüştürücü potansiyeli nedeniyle kendi finansal balonunu üretme kapasitesine sahiptir. Olası bir düzeltme, teknolojinin çöküşü değil; şirketlerin elenmesi, aşırı yatırımların tasfiyesi ve sektörün daha sürdürülebilir bir yapıya geçişi anlamına gelebilir. Bu nedenle asıl soru, balonun varlığı değil; sonrasında hangi yapının kalacağı ve nasıl şekilleneceğidir.

BM 81 Yaşında: Veto Sistemi Bir Zafiyet mi, Büyük Savaşa Karşı Bir Güvence mi?
Oktay BİNGÖL
24 Eylül 2026
Birleşmiş Milletler 81. yılına girerken, örgütün en çok eleştirilen unsurlarından biri olan Güvenlik Konseyi veto sistemi yeniden tartışılmaktadır. Bu analiz, vetoyu yalnızca karar alma mekanizmasını felç eden bir ayrıcalık olarak değil, büyük güçleri aynı kurumsal çerçevede tutan bir güvenlik supabı olarak da değerlendirmektedir. Milletler Cemiyeti’nin başarısızlığından çıkarılan dersler, 1945’te büyük güçlere ayrıcalıklı statü verilmesinde belirleyici olmuştur. Nükleer caydırıcılık, güç dengesi ve diplomatik kurumsallaşmayla birlikte veto sistemi, büyük güçler arasında doğrudan sistemik savaşın önlenmesine katkı sağlamıştır. Ancak temsil, meşruiyet ve insani müdahale sorunları sürmektedir. Bu nedenle reform tartışmaları etkinlik, temsil, meşruiyet ve sistemik istikrar arasındaki dengeyi özellikle günümüzde dikkatle gözetmelidir.

Okinawa Seçimi ve Japon Güvenlik Politikasının Yerel Sınavı
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
21 Eylül 2026
13 Eylül 2026 Okinawa valilik seçimi, Japonya’nın güvenlik politikasının yerel düzeyde uygulanması açısından önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Liberal Demokrat Parti’nin desteklediği Genta Koja’nın zaferi, Tokyo ile uzun süredir yaşanan siyasi gerilimi azaltabilir ve Futenma Üssü’nün Henoko’ya taşınması başta olmak üzere bazı savunma projelerini kolaylaştırabilir. Ancak seçim sonucu, Okinawa halkının tüm güvenlik politikalarına koşulsuz destek verdiği anlamına gelmiyor. Yeni yönetimin başarısı; Futenma’nın iadesinde somut ilerleme, ekonomik vaatlerin gerçekleşmesi, askeri yüklerin adil dağılımı, çevresel etkilerin azaltılması ve yerel halkın karar süreçlerine katılımıyla ölçülecek. Tokyo açısından fırsat büyüktür, fakat bu fırsatın kalıcılığı yerel beklentilerin karşılanmasına ve şeffaf bir yönetişim kurulmasına nihayetinde bağlıdır.

İstanbul ’un Kapıları: Bizans’tan Osmanlı’ya Savunma, Ticaret, Diplomasi ve Egemenliğin Stratejik Coğrafyası
İstanbul Strateji
19 Eylül 2026
"İstanbul’un Kapıları: Bizans’tan Osmanlı’ya Savunma, Ticaret, Diplomasi ve Egemenliğin Stratejik Coğrafyası" başlıklı yazımız bir "tartışma taslağı olarak hazırlandı. Görüşleriniz ve önerileriniz İstanbul Strateji için çok değerli. Geri bildirimleriniz için e posta adresimiz: istanbulstrateji34@gmail.com
İstanbul’un sur kapıları yalnızca savunma yapıları değil, kentin askerî, ekonomik ve siyasi hayatını düzenleyen stratejik erişim noktalarıydı. Bizans döneminde kapılar; kara yolları, limanlar, tören güzergâhları ve savunma sistemiyle bütünleşirken, Osmanlı döneminde ticaret, iskân, iaşe ve imparatorluk coğrafyasının yeni ihtiyaçlarına göre yeniden işlevlendirildi. 626, 717–718, 1204 ve 1453 kuşatmaları, İstanbul’un dayanıklılığının yalnız surlara değil; deniz gücü, lojistik, limanlar ve siyasi kapasiteye dayandığını gösterir. Altınkapı, Belgradkapı, Mevlânâkapı, Topkapı ve Edirnekapı gibi örnekler ise değişen egemenlik, fetih hafızası ve ulaşım ağlarının kentsel mekâna nasıl yansıdığını ortaya koymaktadır.