
Beşinci Yılında Rusya-Ukrayna Savaşının ve Muhtemel Senaryoların Analizi
25 Temmuz 2026

Giriş
24 Şubat 2022 tarihinde Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya karşı başlattığı geniş çaplı işgal harekâtı, Avrupa'da II. Dünya Savaşı sonrasındaki en büyük konvansiyonel savaşa dönüşürken, aynı zamanda uluslararası güvenlik mimarisini köklü biçimde değiştirmiştir. Savaşın beşinci yılına girilirken çatışma askerî, ekonomik, teknolojik, diplomatik ve toplumsal boyutları bulunan uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşmüştür.
Bugün savaş, sadece iki ülke arasındaki bir çatışma değil; ABD-Rusya rekabetinin, Batı'nın güvenlik anlayışının, enerji politikalarının, küresel savunma sanayisinin ve uluslararası sistemin geleceğini şekillendiren en önemli krizlerden biri haline gelmiştir. Beşinci yıl itibarıyla cephede yoğun topçu ateşi, insansız hava araçları, elektronik harp, uzun menzilli hassas taarruzlar ve sanayi kapasitesine dayalı yıpratma stratejisi hâkimdir.
Bu çalışma, savaşın kısa tarihçesini takiben mevcut askerî ve siyasi durumu değerlendirmekte, tarafların hedef ve stratejilerini analiz etmekte, kapsamlı dayanıklılıklarını incelemekte ve önümüzdeki döneme ilişkin muhtemel senaryoları ele almaktadır.
1. Kısa Tarihçe
24 Şubat 2022'de Rusya, kuzeyden Kiev'e, doğudan Donbas'a ve güneyden Kırım üzerinden çok eksenli geniş çaplı bir saldırı başlatmıştır. Kremlin'in temel varsayımı Ukrayna devletinin kısa sürede çökeceği yönündeydi. Ancak Ukrayna ordusunun direnişi, toplumun yüksek düzeyde mobilizasyonu, Batı'nın hızlı askerî desteği ve Rusya’nın stratejik hataları bu planı başarısızlığa uğratmıştır.
2022 sonbaharında Ukrayna'nın Harkiv'e karşı taarruzu ve ardından Herson'un geri alınması savaşın dönüm noktalarından biri olmuştur. Buna karşılık 2023 yılında Ukrayna'nın büyük karşı taarruzu beklenen stratejik sonucu üretememiş; Rusya'nın çok katmanlı savunma hatları, yoğun mayınlama faaliyetleri ve hava üstünlüğü Ukrayna'nın ilerlemesini sınırlamış ve durdurmuştur.
2024 ve 2025 yıllarında savaş giderek bir yıpratma mücadelesine dönüşmüş; Rusya savunma sanayisini savaş ekonomisine adapte ederek üretim kapasitesini önemli ölçüde artırırken, Ukrayna ise Batı desteğine bağımlı bir savaş sürdürmüştür. Bu dönemde insansız hava araçları, uzun menzilli füze saldırıları ve elektronik harp sistemleri savaşın seyrini önemli ölçüde etkilemiştir.
Beşinci yıl itibarıyla cephe yaklaşık bin kilometrelik bir hatta büyük ölçüde sabit kalmakla birlikte, taraflar birbirlerinin lojistik altyapısını, enerji tesislerini ve savunma sanayisini hedef alan derin taarruzlarını sürdürmektedir.
2. Beşinci Yılda Mevcut Durum
Askerî Durum
2026 yılı itibarıyla savaşın temel karakteri "yıpratma savaşı" olarak tanımlanabilir. Rusya küçük taktik kazanımlar elde etmeye devam etmekle birlikte, bunlar çok yüksek personel ve malzeme kayıpları pahasına gerçekleşmektedir. Buna karşılık Ukrayna stratejik derinlikte gerçekleştirdiği uzun menzilli dron ve füze saldırılarıyla Rus savunma sanayisini, mühimmat depolarını ve hava üslerini hedef almaktadır. Cephede belirleyici unsur artık tanklar değil; keşif ve taarruz dronları, elektronik harp sistemleri ve topçu koordinasyonudur. Taraflar, sensör-ağ-merkezli savaş yaklaşımını yoğun biçimde uygulamaktadır.
Ekonomik Durum
Savaş her iki ülke üzerinde ağır ekonomik maliyetler yaratmıştır. Rusya savunma harcamalarını milli gelirinin yaklaşık %7-8 seviyesine yükseltmiş; savaş ekonomisine geçiş sayesinde mühimmat ve zırhlı araç üretimini artırmıştır. Ancak uzun vadede yüksek enflasyon, işgücü kaybı ve uluslararası yaptırımlar ekonomik sürdürülebilirliği zorlaştırmaktadır. Analizler, Rusya'nın savaş maliyetinin yüz milyarlarca dolara ulaştığını; insan kayıplarının ise Sovyetler Birliği'nin Afganistan savaşındaki kayıplarını kat kat aştığını göstermektedir.
Ukrayna ise ekonomisinin önemli bir bölümünü dış mali yardımlar sayesinde ayakta tutmaktadır. Avrupa Birliği ve ABD'nin mali desteği savaşın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşımaktadır.
Diplomatik Durum
Diplomatik cephede bir çıkmaz bulunmaktadır. Rusya işgal ettiği bölgelerin uluslararası tanınmasını isterken, Ukrayna 1991 sınırlarına dönülmesini talep etmektedir. Bu iki pozisyon arasında uzlaşma zemini bulunmamaktadır. Batılı ülkeler Ukrayna'yı desteklemeyi sürdürse de yardımın kapsamı ve süresi konusunda farklı görüşler ortaya çıkmaktadır. Çin ise tarafsız görünmeye çalışırken Rusya ile stratejik ortaklığını sürdürmektedir.
İşgal Bölgeleri
Moskova, işgal bölgelerinde askerî kontrol sağlamanın yanı sıra, kalıcı siyasi ve idari entegrasyon gerçekleştirmeye yönelik faaliyetler de yürütmektedir. Bu kapsamda; işgal bölgelerinde Rus eğitim sistemi uygulanmakta, ruble kullanılmakta, Rus pasaportları dağıtılmaktadır. Yerel yönetimlerin Moskova'ya bağlandığı ve demografik yapının değiştirilmeye çalışıldığı iddia edilmektedir. Bu uygulamalar, savaşın yalnızca askerî değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal boyutlarının da bulunduğunu göstermektedir.
3. Tarafların Hedefleri ve Stratejileri
Rusya’nın hedefleri
Savaşın ilk dönemindeki rejim değişikliği hedefi büyük ölçüde terk edilmiştir. Bugün Rusya'nın temel hedefleri: işgal ettiği bölgeleri kalıcı hale getirmek, Ukrayna'nın NATO üyeliğini engellemek, Ukrayna'nın askerî kapasitesini uzun vadede zayıflatmak, Batı desteğinin zamanla azalacağını varsayarak yıpratma savaşını sürdürmek ve Rusya'nın büyük güç statüsünü korumaktır. Bunun için Moskova askerî baskıyı sürdürürken diplomatik alanda ateşkes tartışmalarını kendi lehine kullanmaya çalışmaktadır.
Ukrayna’nın hedefleri
Ukrayna'nın temel hedefleri devlet egemenliğinin korunması, işgal altındaki toprakların geri alınması, Batı desteğinin sürdürülmesi, NATO ve AB üyelik süreçlerinin ilerletilmesi ve Rusya'nın savaşma kapasitesinin ve savaşma azminin zayıflatılmasıdır. Ukrayna yalnızca cephede savunma yapmak yerine Rusya içerisindeki askerî altyapıya yönelik uzun menzilli saldırılarla savaşın maliyetini artırmayı hedeflemektedir.
Batı'nın Stratejisi
ABD ve Avrupa'nın temel yaklaşımı; Ukrayna'nın yenilmesini önlemek, Rusya'nın askerî kapasitesini uzun vadede zayıflatmak, NATO ile doğrudan savaştan kaçınmak, Avrupa güvenlik düzenini korumaktır. Ancak Batılı ülkeler arasında savaşın ne kadar süreyle destekleneceği konusunda görüş ayrılıkları oluşmaya başlamıştır.
Rusya'nın İşgal Stratejisi
Rusya yalnızca cephe kazanımlarıyla birlikte; işgal edilen bölgelerde kalıcı yönetim yapıları oluşturarak fiilî ilhakı pekiştirmeye çalışmaktadır. Bu strateji, savaşın gelecekte olası bir ateşkesle sonuçlanması durumunda dahi Moskova'nın elindeki bölgeleri siyasi olarak korumayı amaçlamaktadır.
4. Kapsamlı Dayanıklılık Karşılaştırması
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın beşinci yılına gelindiğinde, çatışmanın sonucu artık yalnızca cephedeki askerî başarılarla öngörülemez. Modern savaşlarda zafer, devletlerin kapsamlı ulusal dayanıklılıklarını ne ölçüde koruyabildikleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda askerî güç, ekonomik kapasite, savunma sanayii, toplumsal destek, siyasal istikrar, dış destek ağları ve teknolojik yenilik birlikte değerlendirilmelidir.
4.1. Askerî Dayanıklılık
Rusya
2022 yılındaki hızlı işgal girişiminin başarısızlığının ardından Rus Silahlı Kuvvetleri önemli değişimler geçirmiş ve savaş koşullarına büyük ölçüde uyum sağlamıştır. Komuta-kontrol yapısındaki düzenlemeler, savunma sanayii üretiminin artırılması ve cephede öğrenilen derslerin uygulanması sayesinde Rus ordusunun operasyonel etkinliği artmıştır. Bununla birlikte, bu gelişme çok yüksek insan ve teçhizat kayıpları pahasına gerçekleşmektedir.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda her iki tarafın açıkladığı resmi rakamlar, devam eden bilgi harbi ve psikolojik operasyonlar nedeniyle oldukça çelişkilidir. Bu nedenle, savaşın gerçek insan ve teçhizat maliyetini bilmek için tarafsız uluslararası araştırma kuruluşlarının verilerine başvurmak nispeten daha objektif sonuçlar sağlayabilir.
Şubat 2022-Haziran 2026 döneminde Mediazona ve BBC News Russian, açık kaynaklardan kimliği, adı ve soyadı kesin olarak doğrulanan Rus askerî ölüm sayısını 200.000'in üzerine çıkarmıştır. Doğrulanmış isimlerin yanı sıra mahkeme kararıyla kayıp ilanı verilenler ve cesetlerine ulaşılamayanlar eklendiğinde (Meduza/Mediazona analizi), hayatını kaybeden Rus askerlerinin sayısının 350.000 ile 500.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Batılı askeri istihbarat raporlarına göre, sahadan kalıcı olarak çekilen ağır yaralılar ve kayıplar dahil Rusya'nın toplam askeri zayiatı 1,1 milyon ile 1,4 milyon bandına ulaşmıştır.
Bu kayıplar Rusya’nın Afganistan işgalindeki kayıpları ile mukayese edilmektedir.
Çatışma Süre Ölü Toplam Zayiat
Sovyet-Afganistan (1979-1989) 10 yıl yaklaşık 15.000 yaklaşık 53.000
Rusya-Ukrayna (2022-2026) 4,3 yıl 350.000-500.000 1.1 -1.4 milyon
Buna göre; Rusya'nın Ukrayna'daki ölü sayısı Afganistan savaşının yaklaşık 23-30 katına ulaşmıştır. Toplam zayiat ise Afganistan'ın yaklaşık 25 katıdır. Rusya'nın Ukrayna'daki ölü sayısı, Sovyetler Birliği ve Rusya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında katıldığı tüm savaşlardaki toplam kayıpların yaklaşık dokuz katına ulaşmıştır. Daha dikkat çekici olan ise kayıp hızıdır. 2026 yılı itibarıyla Rusya aylık yaklaşık 30.000-34.000 personel kaybetmektedir. Buna karşılık, aylık yeni sözleşmeli asker temini yaklaşık 27.000 civarında kalmaktadır. Bu durum ilk kez Rusya'nın insan gücü yenileme kapasitesinin tüketim hızının gerisine düştüğüne işaret etmektedir.
Yalnızca fotoğraf veya video kaydı ile konum ve hasarı kanıtlanmış araç ve teçhizat zayiatlarını veritabanına işleyen Oryx’e göre Rusya yaklaşık rakamlarla 4000 tank, 8000 zırhlı araç, 2000 top, 150 uçak, 170 helikopter kaybetmiş, Karadeniz Filosu'nda büyük hasar oluşmuştur.
Askeri kayıplara karşın geniş insan kaynağı, zorunlu askerlik sistemi, yüksek sözleşmeli asker maaşları, güçlü savunma sanayii ve mühimmat üretim kapasitesi Rusya’nın askeri dayanıklılığını sürdürmesine katkı sağlamaktadır. Ancak personel kayıplarının sürekli artması, deneyimli personel kaybı, birliklerin rotasyon sorunları, yüksek operasyon temposu, artan asker bulma maliyetleri, küçük birlik komutanlarında inisiyatif eksikliği ve bazı birliklerde disiplin problemleri kırılganlıklar oluşturmaktadır. Rusya'nın aylık personel kaybı, yeni sözleşmeli asker temin hızına yaklaşmış; bazı aylarda ise bunu aşmıştır. Bu eğilim devam ettiği takdirde Rusya'nın uzun vadeli operasyonel temposunu korumasının mümkün olmayacağı değerlendirilmektedir.
Ukrayna
Ukrayna hükümeti moral kaybını önlemek adına asker kayıplarını kısıtlı açıklasa da, bağımsız araştırma kurumları hayatını kaybeden Ukraynalı asker sayısının 100.000 ile 140.000 arasında olduğunu değerlendirmektedir. Ağır yaralanarak savaş dışı kalanlar ve kayıplarla birlikte Ukrayna ordusunun toplam zayiatının 400.000 ile 600.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, kanıtlanmış en az 15.000'e yakın sivilin öldüğünü ve 40.000'den fazla sivilin yaralandığını bildirmektedir. Mariupol gibi uzun süre kuşatma altında kalan ve işgal nedeniyle bağımsız gözlemcilerin erişemediği bölgelerdeki toplu ölümler dahil edildiğinde, gerçek sivil kaybın on binlerce daha fazla olduğu kabul edilmektedir.
Sayısal olarak Rusya’nın askeri zayiatı Ukrayna’nın 4 katı olmasına karşın, nüfuslarına oranla benzer kayıp oranlarından etkilendikleri değerlendirilmektedir.
Ukrayna’nın teçhizat kayıplarının toplamının, 100 tank ve 2000 zırhlı araç dahil olmak üzere 6000-7000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Ukrayna kayıplarını ancak uluslararası destekle karşılayabilmektedir. Çeşitli verilere göre, 2022-2026 döneminde Ukrayna'ya taahhüt edilen uluslararası destek, yüz milyarlarca avroya ulaşmıştır. Yardımlar üç ana kategoriye ayrılmaktadır:
ABD’nin yaklaşık 130-140 milyar avroluk bir taahhüdü söz konusudur. Başlıca kalemler; HIMARS, Patriot, NASAMS, ATACMS, Abrams tankları, Bradley ZMA, Stryker, topçu mühimmatı, hava savunma füzeleri, istihbarat desteği, bütçe desteği, enerji altyapısı ve insani yardımdır. Avrupa Birliği’nin desteği 150 milyar avroyu aşmıştır. Başlıca alanlar: bütçe desteği, yeniden yapılanma, enerji altyapısı, eğitim, mülteci desteği ve askerî eğitimdir. Ülke bazında ise Almanya, İngiltere, Polonya’nın yardımları dikkat çekicidir.
Bu çerçevede Ukrayna'nın askerî dayanıklılığı; yüksek eğitim seviyesi, küçük birlik inisiyatifi, NATO standartlarında eğitim, teknolojik adaptasyon, İHA üretim kapasitesi ve Batılı istihbarat desteği olarak sıralanabilir. Ukrayna'nın en önemli problemi insan kaynağıdır. Yaklaşık kırk milyon nüfusla savaşa giren ülkenin milyonlarca vatandaşı yurt dışına çıkmış, önemli bir bölümü ise uzun süredir cephede görev yapmaktadır. Bu nedenle; seferberlik yaşının düşürülmesi, rotasyon güçlükleri, personel yorgunluğu, uzun savaşın psikolojik etkileri giderek daha önemli sorunlar haline gelmiştir.
4.2. Ekonomik Dayanıklılık
Ekonomik kapasite, uzun süreli savaşların en kritik belirleyicisidir.
Rusya
Doğrudan savaş harcamalarının tam büyüklüğü açıklanmamakla birlikte, açık kaynak tahminlerine göre savunma harcamaları GSYH'nin yaklaşık %7-8 seviyesine yükselmiştir. Federal bütçenin yaklaşık üçte biri savunma ve güvenliğe ayrılmaktadır. Savunma sanayii tam kapasiteyle çalışmaktadır. İşgücü açığı milyonlarla ifade edilmektedir. Enflasyon ve faiz oranları savaş öncesine göre önemli ölçüde yükselmiştir. Rus ekonomisi savaşın ilk yılında beklenen ölçüde çökmemiştir. Bunun temel nedenleri arasında; enerji ihracatının devam etmesi, Çin ve Hindistan pazarlarının genişlemesi, sermaye kontrolleri, devlet destekli üretim, savaş ekonomisine geçiş yer almaktadır. Bununla birlikte; yüksek faiz, enflasyon, işgücü açığı, yaptırımlar nedeniyle teknoloji ithalatındaki sorunlar ve sivil yatırımların azalması uzun vadede büyüme üzerinde baskı oluşturmaktadır.
Ukrayna
Ukrayna ekonomisi ise tamamen farklı bir model üzerinde ayakta kalmaktadır. Devlet bütçesinin önemli bölümü; AB, ABD, IMF, Dünya Bankası ve G7 tarafından finanse edilmektedir. Bu durum, kısa vadede ekonomik istikrar sağlamasına rağmen uzun vadede dışa bağımlılık yaratmaktadır.
4.3. Savunma Sanayi Dayanıklılığı
Bu savaşın en önemli derslerinden biri savunma sanayii kapasitesinin belirleyici rolüdür.
Rusya
Rusya; tank üretimini artırmıştır, topçu mühimmatı üretimini genişletmiştir, seyir füzesi üretimini sürdürmektedir, İran'dan edinilen Shahed sistemlerini lisans altında üretmeye başlamıştır, Kuzey Kore'den mühimmat desteği sağlamaktadır. Savunma sanayii neredeyse üç vardiya esasına göre çalışmaktadır.
Ukrayna
Ukrayna ise savaş boyunca; dron üretiminde, elektronik harp sistemlerinde, deniz dronlarında, yazılım tabanlı hedefleme sistemlerinde önemli başarı elde etmiştir. Ancak ağır silah sistemleri bakımından hâlâ Batı'ya bağımlıdır.
4.4. Teknolojik Dayanıklılık
Her iki taraf da savaş boyunca önemli bir teknolojik öğrenme süreci yaşamıştır. Rusya; elektronik harp, fiber optik FPV dron, elektronik karıştırma alanlarında önemli gelişme göstermiştir. Ukrayna ise; yapay zekâ destekli hedefleme, dron sürüleri, insansız deniz araçları, yazılım geliştirme konularında üstünlük sağlamıştır. Bu nedenle teknoloji alanında mutlak üstünlükten değil, farklı alanlarda karşılıklı avantajlardan söz etmek daha doğru olur.
4.5. Toplumsal Dayanıklılık
Askerî etkinliğin temelinde toplumun savaşı destekleme kapasitesi bulunmaktadır.
Rusya
Rus toplumunda savaşın ilk yıllarına kıyasla daha düşük gönüllülük görülmektedir. Bunun sonucu olarak; imza bonusları artırılmış, bölgesel teşvikler yükseltilmiş, cezaevi personeli kullanılmış, yabancı gönüllüler sisteme dahil edilmiştir. Bununla birlikte, devletin medya üzerindeki kontrolü ve siyasi baskı mekanizmaları nedeniyle kamuoyu desteğinde ani bir çöküş gözlenmemektedir.
Ukrayna
Ukrayna toplumunda ise savaşın meşruiyeti hâlen yüksektir. Ancak; uzun savaş, ekonomik sıkıntılar, milyonlarca mülteci, sürekli seferberlik toplum üzerinde önemli baskı oluşturmaktadır. Buna rağmen işgal tehdidinin devam etmesi toplumun direnç seviyesini yüksek tutmaktadır.
4.6. Dış Destek Dayanıklılığı
Bu alan iki ülke arasındaki en temel farklardan biridir.
Rusya
Rusya; Çin ile ekonomik ilişkilerini, İran ile savunma iş birliğini, Kuzey Kore ile mühimmat ve personel iş birliğini geliştirmiştir. Ancak bu destekler sınırlı düzeydedir.
Ukrayna
Ukrayna ise; ABD, Avrupa Birliği, NATO üyeleri, G7, IMF, Dünya Bankası tarafından çok boyutlu biçimde desteklenmektedir. Bu destek; mali, askerî, istihbarî, diplomatik, ekonomik alanların tamamını kapsamaktadır. Dolayısıyla Ukrayna'nın en büyük stratejik avantajı uluslararası koalisyondur.
4.7. Siyasal Dayanıklılık
Her iki ülkenin siyasal yapısı farklı avantajlar ve dezavantajlar doğurmaktadır. Rusya'nın merkezi ve otoriter yönetim modeli, hızlı karar alma ve kaynakların savaş ekonomisine yönlendirilmesini kolaylaştırmaktadır. Buna karşılık karar alma süreçlerinin dar bir çevrede yoğunlaşması, stratejik hataların düzeltilmesini güçleştirebilmektedir.
Ukrayna ise demokratik yönetim yapısını savaş koşullarında sürdürmeye çalışmaktadır. Bu durum siyasi meşruiyeti artırırken, kamuoyu baskısı ve seçimlerin ertelenmesi gibi tartışmalar karar alma süreçlerini zaman zaman zorlaştırmaktadır.
5. Gelecek Senaryoları: Mevcut Eğilimler Işığında Stratejik Değerlendirme
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın beşinci yılı itibarıyla ulaştığı aşama, savaşın geleceğinin tek bir askerî harekâtla belirlenmeyeceğini göstermektedir. Savaş artık iki ordunun değil, iki farklı dayanıklılık modelinin mücadelesidir. Bir tarafta geniş insan gücü, savunma sanayisi ve savaş ekonomisine dayanan Rus modeli; diğer tarafta ise teknolojik yenilik, toplumsal motivasyon ve uluslararası destek üzerine kurulu Ukrayna modeli bulunmaktadır. Mevcut askerî, ekonomik ve siyasi göstergeler dikkate alındığında, önümüzdeki yıllara ilişkin 5 temel senaryo öne çıkmaktadır.
Senaryo 1: Uzun Süreli Yıpratma Savaşı (En Olası)
Mevcut eğilimler devam ettiği takdirde en olası senaryo, savaşın birkaç yıl daha düşük tempolu ama yüksek yoğunluklu bir yıpratma savaşı olarak sürmesidir. Bu senaryoda taraflardan hiçbiri stratejik bir kırılma yaratacak ölçüde üstünlük sağlayamayacaktır. Rusya; insan gücü üstünlüğünü, mühimmat üretimini, savunma sanayisini kullanmaya devam edecektir. Ukrayna ise; uzun menzilli hassas taarruzlar, insansız sistemler, Batı desteği, savunmada derinlik üzerine kurulu stratejisini sürdürecektir.
Bu senaryoyu destekleyen göstergeler; cephede yaklaşık 1000 km boyunca büyük değişiklik yaşanmaması, her iki tarafın da büyük taarruz yerine sınırlı operasyonlar yürütmesi, Rus savunma sanayisinin yüksek üretim temposunu koruması, Ukrayna'nın Batı desteğinin tamamen kesilmemesi ve iki tarafın da siyasi hedeflerinden vazgeçmemesidir.
Bu senaryo gerçekleştiğinde tarafların yüksek askerî kayıpları devam eder, savunma sanayi üretimi belirleyici olur, Avrupa güvenliği uzun süre yüksek tehdit altında kalır, NATO-Rusya rekabeti derinleşir ve küresel silahlanma hızlanır. Bu senaryo, tarihsel olarak I. Dünya Savaşı'nın 1916-1918 dönemi veya İran-Irak Savaşı'nın son yıllarına benzemektedir.
Senaryo 2: Ateşkes ve Dondurulmuş Çatışma
Tarafların askerî olarak kesin sonuç elde edememesi halinde uluslararası baskılar ateşkes olasılığını artırabilir. Ancak böyle bir ateşkes; barış, uzlaşma, normalleşme anlamına gelmeyecektir. Aksine; Kore, Keşmir, Donbas (2015-2022) örneklerine benzer yeni bir "dondurulmuş çatışma" ortaya çıkabilir.
Bu senaryonun gerçekleşme olasılığının göstergeleri; cephede operasyon temposunun azalması, tarafların diplomatik söylemlerinde yumuşama, ABD ve Avrupa'nın müzakere baskısını artırması, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin arabuluculuk girişimlerinin yoğunlaşmasıdır.
Bu senaryo gerçekleştiğinde işgal edilen bölgelerin statüsü belirsiz kalır, Ukrayna NATO üyeliğinde yeni tartışmalar yaşar, Rusya fiili kazanımlarını korumaya çalışır, silahlanma yarışı devam eder. Bu senaryo savaşı bitirmez, yalnızca çatışmanın biçimini değiştirir.
Senaryo 3: Ukrayna Lehine Stratejik Denge Değişimi
Bu senaryo ancak belirli koşulların aynı anda gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bunun için gerekli koşullar; Batı'nın askerî yardımlarının yeniden hızlanması, Patriot ve hava savunmasının genişletilmesi, F-16 ve diğer hava unsurlarının etkin kullanımı, uzun menzilli füze kapasitesinin artması, Rus lojistik merkezlerine yönelik başarılı taarruzlar, Rusya'da asker temininin ciddi biçimde zorlaşmasıdır. Bu durumda Ukrayna; Kırım'ın lojistik bağlantılarını kesebilir, Azak Denizi koridorunu tehdit edebilir ve Rusya'nın operasyonel temposunu düşürebilir.
Bu senaryo gerçekleştiğinde Rusya savunmaya çekilebilir, ateşkese daha açık hale gelebilir, işgal ettiği bazı bölgeleri korumakta zorlanabilir. Ancak mevcut üretim kapasitesi dikkate alındığında kısa vadede bu senaryonun gerçekleşme ihtimali sınırlıdır.
Senaryo 4: Rusya Lehine Aşamalı Üstünlük
Rusya'nın hedefi büyük çaplı ani bir zafer değil, Ukrayna'nın savaşma kapasitesini zaman içinde tüketmektir. Bu senaryo, ABD yardımında önemli bir azalma, Avrupa'da siyasi desteğin zayıflaması, Ukrayna'daki personel sıkıntısının büyümesi, hava savunmasının yetersiz kalması ve Rus mühimmat üretiminin mevcut seviyesini koruması durumunda mümkün olabilir.
Bu senaryo gerçekleştiğinde Rusya, Donetsk'in tamamını ele geçirebilir, Zaporijya yönünde ilerleyebilir ve Ukrayna'yı daha dezavantajlı bir ateşkese zorlayabilir. Ancak bunun dahi Ukrayna devletinin tamamen çökmesine yol açmayacağı değerlendirilmektedir.
Senaryo 5: Stratejik Kırılma (Düşük Olasılık, Yüksek Etki)
Rusya'da büyük bir iç siyasi kriz, Ukrayna'da devlet kapasitesinin ciddi şekilde zayıflaması, NATO-Rusya arasında doğrudan çatışma, nükleer silah kullanım tehdidinin fiili bir krize dönüşmesi ve Çin'in açıkça Rusya’yı desteklemesi gibi öngörülmesi güç gelişmeler, savaşın seyrini tamamen değiştirebilir. Ancak mevcut göstergeler bu senaryonun düşük olasılıklı olduğunu göstermektedir.
Beşinci yıl itibarıyla mevcut veriler, taraflardan birinin yakın dönemde kesin askerî zafer kazanma ihtimalinin düşük olduğunu göstermektedir. Rusya, savunma sanayisini ve insan kaynağını seferber ederek uzun süreli savaşı sürdürebilecek kapasiteyi korurken, Ukrayna ise yüksek toplumsal direnç, teknolojik yenilik ve Batı desteği sayesinde işgalin stratejik hedeflerine ulaşmasını engellemektedir. Bu nedenle savaş, harekât alanındaki manevralardan çok kapsamlı ulusal dayanıklılığın sınandığı bir mücadeleye dönüşmüştür.
Bununla birlikte, savaşın geleceğini belirleyecek kritik değişkenlerden biri dış destek mekanizmalarının sürdürülebilirliğidir. Rusya'nın ekonomik ve demografik baskılara rağmen savaş ekonomisini ne kadar süre devam ettirebileceği ile Ukrayna'nın Batılı ortaklardan aldığı askerî ve mali desteğin siyasi iradesinin korunup korunmayacağı, önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri olacaktır.
Sonuç olarak, en olası görünüm ne Rusya'nın kısa vadede belirleyici bir zafer kazanması ne de Ukrayna'nın işgal altındaki tüm toprakları hızla geri almasıdır. Mevcut eğilimler, savaşın uzun süreli bir yıpratma mücadelesi olarak devam edeceğine veya ilerleyen dönemde Kore Yarımadası örneğine benzer, kalıcı barış üretmeyen bir ateşkes düzenine evrilebileceğine işaret etmektedir. Ancak hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Avrupa güvenlik mimarisi, uluslararası savunma planlaması ve modern savaş doktrinleri üzerindeki etkileri, çatışmanın sona ermesinden sonra da uzun yıllar hissedilmeye devam edecektir.
Sonuç
Beşinci yıl itibarıyla iki taraf da savaşın ilk dönemindeki varsayımlarını önemli ölçüde revize etmek zorunda kalmıştır. Rusya, kısa süreli bir "özel askerî operasyon" yerine uzun süreli bir yıpratma savaşını sürdürebilecek bir savaş ekonomisi oluşturmuştur. Ukrayna ise sınırlı ulusal kaynaklarını, Batı'nın askerî ve mali desteğiyle birleştirerek direncini korumaktadır.
Bu çerçevede Rusya'nın temel avantajları; iç üretim kapasitesi, insan kaynağı ve savunma sanayii derinliğidir. Ukrayna'nın temel avantajı ise teknolojik çeviklik, yüksek toplumsal motivasyon ve uluslararası destek koalisyonudur. Taraflardan hangisinin üstün geleceği, yalnızca cephedeki taktik kazanımlardan ziyade; personel yenileme kapasitesi, savunma sanayisinin sürdürülebilirliği, dış destek akışının devamı ve toplumların uzun süreli savaş yükünü taşıma iradesi gibi stratejik değişkenlerin bileşkesi tarafından belirlenecektir.
Bu nedenle, savaşın beşinci yılında belirleyici soru artık "kim daha fazla toprak kazanıyor?" değil; "kim kapsamlı ulusal dayanıklılığını rakibinden daha uzun süre koruyabiliyor?" sorusudur. Bu yaklaşım, modern yüksek yoğunluklu savaşların sonucunun yalnızca harekât alanında değil, devletlerin bütüncül güç unsurlarının etkin biçimde yönetilmesinde de şekillendiğini göstermektedir.
Oktay BİNGÖL