top of page

NATO Ankara Zirvesinin Perde Arkası: Birlik Bildirisinin Ardındaki Gerilimler

10 Temmuz 2026

Ankara’da çok sayıda ana arter ve bağlantı yolu kapatılırken, protesto yasakları, gözaltı operasyonları, kamu çalışanlarına yönelik idari düzenlemeler ve esnafın faaliyetlerini etkileyen tedbirler kamuoyunda tepki çekti. Kuşkusuz onlarca devlet ve hükümet başkanının katıldığı bir NATO zirvesi olağanüstü güvenlik önlemleri

Ankara Zirvesi’nin resmî bildirisi kısa, kontrollü ve birlik mesajı veren bir metindi. Fakat zirvenin diplomatik sahnesi çok daha hareketliydi. Liderlerin tutumları, protokol görüntüleri ve basın önündeki çıkışları, NATO içinde yalnızca stratejik değil, kişisel ve siyasal düzeyde de ciddi gerilimler bulunduğunu gösterdi.

En dikkat çekici olay Trump’ın zirve sırasında İran ateşkesinin “bittiğini” ilan etmesi oldu. NATO’nun ana gündemi savunma kapasitesi, Ukrayna ve ittifak dayanışması iken ABD Başkanı’nın Ankara’da İran’a karşı yeni saldırıları duyurması, zirvenin kolektif gündemini gölgeledi. Bu çıkış, NATO’nun resmî birlik görüntüsü ile Washington’un tek taraflı kriz yönetimi arasındaki farkı açığa çıkardı.

İkinci önemli gerilim İspanya üzerinden yaşandı. Trump, savunma harcamaları ve İran politikasındaki tutumu nedeniyle İspanya’yı hedef aldı; hatta ABD’nin İspanya ile ticareti kesmesi gerektiğini söyledi. Bu ifade, bir NATO zirvesinde müttefike karşı kullanılan alışılmış diplomatik dilin çok ötesindeydi. Buna rağmen Pedro Sánchez daha sonra Trump’la görüşmesini “samimi” bir temas olarak yansıttı. Dolayısıyla sahnede kriz, perde arkasında ise kontrollü diplomatik hasar yönetimi vardı.

Üçüncü sıra dışı görüntü Çekya’dan geldi. Cumhurbaşkanı Petr Pavel ile Başbakan Andrej Babiš arasındaki temsil yetkisi tartışması Ankara’ya taşındı. İki liderin zirveye ayrı ayrı hazırlanması ve NATO platformunda aynı ülkenin iç siyasi rekabetini görünür hâle getirmesi, ittifak içindeki savunma harcamaları tartışmasının artık yalnızca ülkeler arası olmadığını, ülkelerin iç siyasetinde de çatışmalı bir konuya dönüştüğünü gösterdi.

Dördüncü dikkat çekici başlık Grönland meselesiydi. Trump’ın ABD’nin Grönland üzerinde kontrol talebini yeniden gündeme getirmesi, NATO içinde egemenlik hassasiyetleri açısından oldukça olağandışıydı. Çünkü bu mesele Rusya veya Çin gibi dış aktörlerle değil, doğrudan bir NATO müttefiki olan Danimarka ile ilgilidir. Bu nedenle konu, ittifak içi güvenin ne kadar kırılganlaşabileceğini gösteren sembolik bir kriz başlığına dönüştü.

Erdoğan-Trump görüntüsü de zirvenin sembolik boyutlarından biriydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a gösterdiği yakın ilgi, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açma arayışı olarak okunabilir. Nitekim zirve sırasında F-35 meselesi, savunma sanayii yaptırımları ve Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisine dahil edilmesi gibi başlıklar da öne çıktı. Bu yönüyle Ankara Zirvesi, Türkiye açısından yalnızca NATO Zirvesi değil, aynı zamanda Washington’la ilişkileri yeniden konumlandırma zeminiydi.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez Ankara’daydı; ancak eşi Begoña Gómez’in yargı kararı nedeniyle zirveye katılamadığı bildirildi. Bu ayrıntı, diplomatik protokolde küçük ama dikkat çekici bir görüntü yarattı: kendisi için hazırlanan çiçekli karşılama protokolü de boşa çıktı.

Haberlerde Trump ile İtalya Başbakanı Meloni’nin grup fotoğrafı sırasında birbirlerini görmezden geldikleri aktarıldı. Bu görüntü, İtalya’nın İran Savaşı bağlamında Amerikan askerî taleplerine mesafesiyle ilişkilendirildi. Bu basit olayı, iki lider arasındaki basit bir soğukluk görüntüsü olarak ya da iki ülkenin dış politikalarında farklılığın erken emarelerinden biri olarak görmek mümkündür.

Zirvenin dikkat çekici yönlerinden biri de Türkiye’nin toplantı öncesinde aldığı ve güvenlik ihtiyacının ötesine geçtiği eleştirilerine yol açan olağanüstü tedbirlerdi. Kent yaşamı da zirveye göre yeniden düzenlendi. Ankara’da çok sayıda ana arter ve bağlantı yolu kapatılırken, protesto yasakları, gözaltı operasyonları, kamu çalışanlarına yönelik idari düzenlemeler ve esnafın faaliyetlerini etkileyen tedbirler kamuoyunda tepki çekti. Kuşkusuz onlarca devlet ve hükümet başkanının katıldığı bir NATO zirvesi olağanüstü güvenlik önlemleri gerektirir. Ancak güvenlik tedbirlerinin geniş kapsamlı gösteri yasakları, önleyici gözaltılar ve gündelik hayatı ciddi ölçüde aksatan kısıtlamalarla birleşmesi eleştirilere yol açtı. Böylece zirvenin dikkat çekici çelişkilerinden biri ortaya çıktı: NATO liderleri Ankara’da demokrasi, ortak değerler ve kurallara dayalı düzen söylemini tekrar ederken, zirveye yönelik barışçıl muhalefetin ifade alanı önemli ölçüde daraltılmıştı.

Bütün bu olaylar birlikte değerlendirildiğinde Ankara Zirvesi’nin iki ayrı yüzü ortaya çıkıyor. Resmî yüzde NATO; Ukrayna desteği, savunma sanayii, yapay zekâ ve caydırıcılık konularında birlik göstermeye çalıştı. Perde arkasında ise Trump’ın öngörülemez çıkışları, Avrupa içi savunma harcaması tartışmaları, Türkiye-ABD yakınlaşması, İspanya krizi, Grönland polemiği, Çekya’daki çift başlı temsil sorunu ve ABD-İtalya gerginliği vardı.

Bu nedenle Ankara Zirvesi şu cümleyle özetlenebilir: NATO kararlarında güçlü görünmeye çalıştı; fakat liderlerin davranışları ittifakın siyasal psikolojisinin oldukça kırılgan olduğunu gösterdi.

Oktay BİNGÖL

bottom of page