
Teknolojik Devrimler, Finansal Balonlar ve Yapay Zekâ: Devrim Kendi Balonunu mu Üretiyor?
28 Eylül 2026

Teknolojik Devrimler, Finansal Balonlar ve Yapay Zekâ: Devrim Kendi Balonunu mu Üretiyor?
Hazırlayan: İstanbul Strateji
Giriş
Yapay zekânın (YZ) geleceği hakkındaki güncel tartışmalarda iki yaklaşım öne çıkmaktadır. Birinci görüş, özellikle üretken yapay zekânın buhar makinesi, elektrik, bilgisayar ve internetle karşılaştırılabilecek yeni bir teknolojik devrim başlattığını savunmaktadır. İkinci görüş ise yapay zekâ şirketlerinin değerlemeleri, veri merkezi yatırımları, yarı iletken talebi ve gelecekteki gelir beklentileri arasındaki uyumsuzluklara dikkat çekerek sektörün yeni bir “dot-com balonu” oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Bu iki yaklaşım çoğu zaman birbirinin alternatifi olarak sunulmaktadır. Oysa teknoloji tarihi farklı bir olasılığa işaret etmektedir. Bir teknolojinin gerçek ve dönüştürücü olması, etrafında finansal balon oluşmasını engellemez; aksine, teknolojinin dönüştürücü potansiyeli, gelecekteki kazançların bugünden aşırı fiyatlanmasına yol açarak balon oluşumunu teşvik edebilir.
Bu çalışmanın temel tezi bu nedenle şudur:
Yapay zekâ gerçek bir teknolojik devrim olduğu için finansal bir balon üretme potansiyeline sahiptir. Buradaki nedensellik önemlidir. Balon, mutlaka teknolojinin sahte olmasından veya ekonomik açıdan değersiz olmasından kaynaklanmaz. Yeni teknolojinin yaratacağı geleceğin büyüklüğü konusunda genel bir uzlaşma bulunmasına rağmen, bu geleceğin ne zaman gerçekleşeceği, hangi şirketlerin kazanacağı ve yaratılan ekonomik değerin ne kadarının yatırımcılar tarafından elde edileceğinin bilinmemesi finansal aşırılıkların temelini oluşturabilir.
Bu bağlamda çalışmanın amacı, teknolojik devrimler ile finansal balonlar arasındaki tarihsel ilişkiyi incelemek ve bu çerçevede günümüzdeki YZ yatırım dalgasının niteliğini değerlendirmektir. Temel araştırma sorusu, “Yapay zekâ etrafında ortaya çıkabilecek finansal balon, teknolojinin gerçek ekonomik potansiyeliyle çelişen bir olgu mudur, yoksa bu potansiyelin doğal bir sonucu olarak mı ortaya çıkmaktadır?” şeklinde formüle edilmiştir. İkinci olarak, “geçmiş teknolojik devrimlerde balon ve çöküş süreçleri nasıl gerçekleşmiş ve bu süreçlerden sonra temel teknoloji ne ölçüde kalıcılaşmıştır?” sorusuna cevap aranmaktadır.
Çalışma, tarihsel-karşılaştırmalı bir yöntem benimsemekte; demiryolları, elektrifikasyon, otomobil-radyo ekonomisi ve dot-com dönemi ile günümüz YZ yatırımlarını karşılaştırmaktadır. Kuramsal çerçeve, genel amaçlı teknolojiler literatürü, Charles Kindleberger’in finansal balon yaklaşımı ve Carlota Perez’in teknolojik devrim-finansal sermaye modeli üzerine kurulmuştur. Bu çerçevede çalışmanın temel hipotezi, “bir teknolojinin dönüştürücü potansiyeli arttıkça, gelecekte yaratacağı ekonomik değerin bugünden aşırı fiyatlanma ve bunun sonucunda spekülatif yatırım dalgası üretme olasılığının da artabileceği” yönündedir.
Carlota Perez'in (2002) teknolojik devrimler ile finansal sermaye arasındaki ilişkiye dair yaklaşımı bu bakımdan önemli bir teorik çerçeve sunmaktadır. Perez'e göre büyük teknolojik devrimlerin ilk dönemlerinde finansal sermaye yeni teknolojilere hızla yönelmekte; yatırım, spekülasyon ve altyapı genişlemesi birbirini beslemekte, finansal değerlemeler reel ekonominin mevcut kapasitesinin önüne geçebilmektedir. Balonun patlaması ise teknolojik devrimin sona ermesinden çok, finansal beklentilerin teknolojinin gerçek ekonomik kullanımına yeniden uyarlanmasının başlangıcı olabilir.
Bu perspektiften bakıldığında asıl soru “YZ devrim mi yoksa balon mu?” değildir. Daha anlamlı soru, “YZ devriminin büyüklüğü kendi finansal balonunu yaratıyor olabilir mi?” sorusudur.
1. Teknolojik Devrimler ve Genel Amaçlı Teknolojiler
İnsanlık tarihinde çok sayıda önemli icat ortaya çıkmış olmakla birlikte, bunların yalnızca bir bölümü ekonomik ve toplumsal sistemin tamamını dönüştürebilecek ölçekte etkili olmuştur. Bresnahan ve Trajtenberg (1995) bu tür yenilikleri “genel amaçlı teknolojiler” olarak tanımlamaktadır. Bir teknolojinin bu niteliği kazanması için ekonominin birçok alanında kullanılabilmesi, sürekli gelişme kapasitesine sahip olması ve kendisiyle bağlantılı yeni inovasyonları tetiklemesi gerekir.
Buhar gücü Birinci Sanayi Devrimi'nin temel teknolojilerinden biri olarak insan ve hayvan gücünün üretimdeki sınırlarını aşmış; fabrikaları, madenciliği, demiryollarını ve deniz ulaşımını değiştirmiştir. Ancak buhar teknolojisinin ekonomik etkisi James Watt'ın makinesinin icadıyla bir anda ortaya çıkmamıştır. Teknolojinin üretim sistemlerine uyarlanması, tamamlayıcı makinelerin geliştirilmesi ve yeni altyapının kurulması uzun yıllar sürmüştür (Rosenberg & Trajtenberg, 2004).
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında başlayan ikinci büyük dönüşüm elektrik, çelik, kimya, telgraf, telefon ve içten yanmalı motor etrafında şekillenmiştir. Elektriğin asıl etkisi yalnızca buhar gücünün yerine yeni bir enerji kaynağının geçmesi değildir. Fabrika tasarımı, seri üretim, şehirleşme, çalışma saatleri ve tüketim biçimleri elektrik etrafında yeniden örgütlenmiştir. Dolayısıyla yeni teknoloji mevcut üretim süreçlerine eklenmemiş; üretim sistemi yeni teknolojiye göre yeniden tasarlanmıştır.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki mikroişlemci, bilgisayar, yazılım ve telekomünikasyon devrimi ise bilginin üretilme, saklanma, işlenme ve aktarılma maliyetlerini radikal biçimde düşürmüştür. İnternet bu dönüşümü küresel ölçekte birbirine bağlı bir ekonomik sisteme dönüştürmüştür. Elektrifikasyon ile bilgi teknolojilerinin yayılma süreçleri arasındaki paralellikler, teknolojik devrimlerin yalnızca teknoloji stoğundaki artıştan değil, teknoloji etrafında gelişen kurumsal ve örgütsel yeniden yapılanmadan da kaynaklandığını göstermektedir (Jovanovic & Rousseau, 2005).
Bu tarihsel süreçte ortak bir örüntü bulunmaktadır: temel teknolojik yenilik, tamamlayıcı teknolojiler, büyük altyapı yatırımları, yeni şirketler ve iş modelleri, örgütsel dönüşüm, üretkenlik artışı ve ekonomik ve toplumsal yeniden yapılanma.
Ancak aynı süreç başka bir mekanizmayı- gelecek beklentilerinin finansallaşmasını- da harekete geçirmektedir.
2. Teknolojik Devrimler Neden Finansal Balon Üretebilir?
Teknolojik devrim ile finansal balon arasındaki ilişki tesadüfi değildir. Bunun birkaç yapısal nedeni vardır. İlk olarak belirsizlik söz konusudur. Yeni teknolojinin önemli olduğu anlaşılabilir, ancak nihai ekonomik büyüklüğü önceden ölçmek mümkün değildir. 1990'larda internetin dünyayı değiştireceğini öngörmek doğruydu; Amazon, Google, Facebook ve bulut bilişim gibi sonraki kazananları ve bunların değerlerini doğru tahmin etmek ise çok daha zordu.
İkinci olarak, yatırımcılar gelecekte ortaya çıkabilecek çok büyük kazançları bugünkü fiyatlara yansıtır. Teknolojik ilerleme hızlı olduğunda geleceğin potansiyel ekonomik büyüklüğü ile mevcut gelirler arasındaki mesafe açılır. Finansal piyasa bu boşluğu beklentilerle doldurur.
Üçüncü olarak, yeni teknolojiler çoğu zaman kazananın büyük bölümünü aldığı piyasalar yaratır. Ölçek ekonomileri ve teknolojik üstünlük, birkaç şirketin olağanüstü kazançlar elde edebileceği beklentisini artırır. Bu nedenle yatırımcı açısından hiçbir şirkete yatırım yapmamak, pahalı olduğu düşünülen bir şirkete yatırım yapmaktan bile daha büyük bir stratejik risk gibi algılanabilir.
Dördüncü mekanizma altyapı yarışıdır. Demiryollarında raylar ve istasyonlar, elektrik devriminde elektrik santralleri ve şebekeler, internette fiber optik ağlar, YZ'de ise çipler, veri merkezleri ve enerji altyapısı önceden kurulmalıdır. Ancak gelecekteki talep kesin olarak bilinmeden yapılan bu yatırımlar kolaylıkla kapasite fazlasına dönüşebilir.
Kindleberger ve Aliber'in (2005) finansal kriz modeli açısından yeni teknoloji bir “yer değiştirme” yaratır. Yeni kâr fırsatları sermayeyi belirli bir alana çeker, yükselen fiyatlar daha fazla yatırımcı çekmek için ortamı hazırlar ve kredi genişlemesi süreci hızlandırır. Perez (2002) ise bunu teknolojik devrimlerin “kurulum aşamasının” karakteristik özelliği olarak görmektedir. Finansal sermaye başlangıçta yeni teknolojinin gerçek ekonomik kullanımından daha hızlı hareket edebilir.
Bu durumda önemli bir paradoks ortaya çıkar: Bir teknolojinin gelecek vaat etmemesi değil, olağanüstü ölçüde gelecek vaat etmesi balonun temel nedenlerinden biri olabilir.
3. Tarihsel Örnekler: Gerçek Teknoloji, Gerçek Balon
On dokuzuncu yüzyılın demiryolu çılgınlığı bu mekanizmanın erken örneklerinden biridir. İngiltere'de 1840'ların ortalarında demiryollarının gelecekte ulaşımı ve ticareti dönüştüreceği beklentisi büyük sermaye akımlarına yol açtı. Demiryolu şirketlerinin sayısı ve yeni projeleri hızla arttı, hisseleri değer kazandı. Kaldıraçlı yatırım imkânları spekülasyonu daha da güçlendirdi (Campbell, 2013). Balon sonunda söndü ve yatırımcıların önemli bir bölümü zarar etti. Fakat yatırımcıların demiryollarının önemine ilişkin temel öngörüsü yanlış değildi. Yanlış olan, demiryollarının gelecekte yaratacağı değerin bütün şirketlere aynı ölçüde ve kısa sürede gelir sağlayacağı varsayımıydı. Finansal balon çökerken demiryolu ağı varlığını sürdürdü ve sanayileşmenin temel altyapılarından biri oldu.
Benzer bir dinamik 1920'lerde elektrik, otomobil, radyo ve yeni sanayi şirketleri çevresinde oluştu. Teknolojik gelişme gerçekte son derece hızlıydı. Ancak bu gerçeklik finansal piyasalardaki fiyatlamaların bütünüyle rasyonel olduğu anlamına gelmiyordu. White (1990), 1929 öncesindeki yükselişte temel ekonomik faktörlerin yanında balon unsurlarının da mevcut olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
En öğretici örnek ise 1990'ların internet devrimidir. İnternet hakkında öne sürülen en iddialı öngörülerden birçoğu uzun vadede gerçekleşmiştir. Ticaret, bankacılık, medya, reklamcılık, haberleşme ve sosyal ilişkiler dijitalleşmiştir. Ancak bu teknolojik doğruluk, 1999–2000 dönemindeki şirket değerlemelerinin doğruluğunu garanti etmemiştir. Ofek ve Richardson (2003), internet hisselerindeki olağanüstü değerlemelerin finansal piyasa mekanizmaları ve yatırımcı beklentileriyle nasıl sürdürüldüğünü göstermektedir. Balon çöktüğünde çok sayıda dot-com şirketi ortadan kalkmış ve yatırımcılar büyük kayıplar yaşamıştır. Fakat internet çökmemiştir. Aksine, balon sırasında yapılan fiber optik ağ, sunucu, yazılım ve telekomünikasyon yatırımları sonraki dijital ekonominin altyapısının bir bölümünü oluşturmuştur. Google, Amazon ve daha sonra ortaya çıkan platform şirketleri balon sonrası dönemde internetin gerçek ekonomik potansiyelini daha sürdürülebilir iş modellerine dönüştürdüler.
Bu nedenle tarih şu ayrımı yapmayı gerektirir: Şirketler çökebilir. Hisse fiyatları dip yapabilir. Yatırım harcamaları durdurulabilir. Buna rağmen bunların arkasındaki teknolojik paradigma güçlenmeye devam edebilir.
4. Yapay Zekâ Neden Gerçek Bir Teknolojik Devrimdir?
YZ'nin finansal balon üretme potansiyelini değerlendirmek için öncelikle teknolojinin gerçek bir ekonomik temele dayanıp dayanmadığı belirlenmelidir.
OECD'nin değerlendirmesine göre üretken YZ, genel amaçlı teknolojilerin üç temel özelliğini—ekonominin çok sayıda alanına uygulanabilmesi, teknolojik performansının sürekli gelişmesi ve yeni inovasyonların ortaya çıkmasını teşvik etmesi—önemli ölçüde taşımaktadır (Calvino vd., 2025).
Ayrıca YZ'nin önceki teknolojik devrimlerden ayrılan önemli özellikleri bulunmaktadır. Buhar makinesi esas olarak fiziksel gücü; elektrik, enerjinin üretim ve dağıtımını; bilgisayar ise hesaplama ve bilgi işlenmesini dönüştürmüştür. YZ ise bilişsel emeğin bazı bölümlerine doğrudan müdahale etmektedir. Metin üretimi, programlama, tasarım, teşhis, analiz, tahmin, karar desteği ve bilimsel araştırma gibi daha önce büyük ölçüde insan zihinsel emeğine bağımlı görevler giderek YZ tarafından desteklenebilmekte veya kısmen otomatikle ştirilebilmektedir.
İkinci fark yayılma hızıdır. Stanford AI Index 2026'ya göre üretken YZ yaklaşık üç yıl içinde %53'lük kullanım düzeyine ulaşmış; 2025 itibarıyla araştırmaya katılan kuruluşların %88'i en az bir işlevde YZ kullandığını bildirmiştir. ABD'deki özel YZ yatırımları ise 2025'te 285,9 milyar dolara ulaşmıştır (Stanford HAI, 2026).
Üçüncü ve daha önemli farklılık, YZ'nin inovasyon sürecinin kendisini hızlandırma ihtimalidir. YZ yalnızca üretim sürecinde kullanılan bir makine değildir; kod yazabilir, tasarım seçenekleri üretebilir, bilimsel verileri analiz edebilir ve yeni moleküllerin veya materyallerin araştırılmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle YZ'nin ekonomik etkisi yalnızca mevcut görevlerin otomasyonu üzerinden değil, yeni teknolojilerin ortaya çıkış hızını değiştirmesi üzerinden de gerçekleşebilir.
Veri bazlı çalışmalar da belirli görevlerde reel verimlilik etkilerinin bulunduğunu göstermektedir. Brynjolfsson, Li ve Raymond (2025), müşteri hizmetleri çalışanları üzerinde yaptıkları çalışmada YZ desteğinin ortalama üretkenliği anlamlı biçimde artırdığını ve kazancın özellikle daha az deneyimli çalışanlarda belirgin olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, mikro düzeydeki kazanımlardan yüksek makroekonomik büyüme oranlarına otomatik olarak geçiş yapılamaz. Acemoglu (2024), YZ'nin önemli etkileri olabileceğini kabul etmekle birlikte, yakın dönem toplam üretkenlik kazançlarının bazı iyimser tahminlerin altında kalabileceğini savunmaktadır.
Alında tam da bu fark —yüksek teknolojik potansiyel ile henüz gerçekleşmemiş makroekonomik gelir arasındaki mesafe— balon mekanizmasının oluşabileceği bir alanı yaratmaktadır.
5. YZ Devrimi Kendi Balonunu Nasıl Üretiyor?
2026 itibarıyla YZ yatırım yarışında tarihsel teknoloji balonlarıyla dikkat çekici benzerlikler görülmektedir.
Birincisi, gelecekte çok büyük bir pazarın ortaya çıkacağına dair yaygın bir beklenti vardır. İkincisi, pazarda erken üstünlük kurmanın kalıcı avantaj sağlayabileceği düşüncesi şirketleri çok hızlı yatırım yapmaya zorlamaktadır. Üçüncüsü, yatırımlar yalnızca yazılıma değil, son derece pahalı fiziksel altyapıya—ileri yarı iletkenlere, veri merkezlerine, elektrik üretimine ve şebeke kapasitesine—da yönelmektedir.
BIS'in 2026 tarihli The AI Investment Race çalışması bu mekanizmayı doğrudan incelemektedir. Çalışmaya göre mevcut YZ altyapısının genişlemesi ABD tarihindeki en büyük teknoloji kaynaklı yatırım patlamalarından biridir. Firmaların birkaç hâkim pozisyon için yarıştığı modelde yatırımlar muhafazakâr temel senaryoda toplumsal olarak etkin seviyenin yaklaşık %50 üzerine çıkabilmektedir (Rungcharoenkitkul, 2026). Borç finansmanı ve şirketler arasındaki finansal bağlantılar arttıkça, olası bir düzeltmenin daha ciddi hale gelmesi mümkündür.
Burada YZ balonunun internet balonundan önemli bir farkı vardır. Dot-com döneminde çok sayıda şirketin anlamlı bir geliri ve sürdürülebilir bir iş modeli yoktu. Günümüz YZ ekosisteminin merkezindeki büyük teknoloji şirketlerinin önemli bir bölümü ise yüksek gelir, nakit akımı, mevcut müşteri tabanı ve büyük fiziksel altyapıya sahiptir. Bu durum sistemin tamamen spekülatif olduğu tezini zayıflatmaktadır. Ancak tam tersine; gerçek şirketlerin gerçek teknolojiyi kullanarak aşırı yatırım yapması şeklinde bir risk yaratmaktadır
Dolayısıyla YZ balonu varsa, bu yalnızca “değersiz start-up şirketlerinin aşırı değerlenmesi” biçiminde ortaya çıkmak zorunda değildir. Balon; gelecek gelirlerinin aşırı tahmin edilmesi, veri merkezi talebinin aşırı öngörülmesi, bazı YZ şirketlerinin olağanüstü değerlenmesi, model geliştirme maliyetlerinin gelirlerden daha hızlı büyümesi ve teknolojik liderliği kaybetme korkusuyla rasyonel seviyenin üzerinde sermaye harcanması gibi alanlarda ortaya çıkabilir.
Bu açıdan en dikkat çekici örneklerden biri Palantir’dir. Şirket çok hızlı büyümekte ve YZ tabanlı ürünlerine güçlü talep görmektedir. Ancak 419 milyar dolarlık piyasa değeri, 2025’teki 6,2 milyar dolar gelirine kıyasla oldukça yüksektir (Palantir Technologies, 2026). Bu durum, yatırımcıların yalnızca bugünkü başarıyı değil, uzun yıllar boyunca çok yüksek büyümenin de devam edeceğini fiyatladığın ı göstermektedir.
Benzer şekilde Nebius ve CoreWeave, YZ altyapısına yönelik büyük yatırımlarıyla öne çıkmaktadır. Veri merkezleri, gelişmiş çipler ve yüksek enerji kapasitesi için milyarlarca dolarlık harcamalar yapılmaktadır. Nebius’un piyasa değeri Eylül 2026 başında yaklaşık 62 milyar dolar iken, son 12 aylık geliri yalnızca 1,36 milyar dolar civarındadır (Stock Analysis, 2026). CoreWeave şirketinin piyasa değeri 50 milyar dolar iken, Haziran 2026 itibarıyla 35,6 milyar dolar borcu bulunmaktadır. Şirketin son 12 aylık serbest nakit akışı tıkanmış durumdadır (CoreWeave, 2026). Buradaki temel risk, gelecekteki YZ talebinin bugünkü beklentileri karşılayamamasıdır. Böyle bir durumda fazla kapasite, borç yükü ve yüksek yatırım maliyetleri şirketleri zorlayabilir.
Halka açık olmayan OpenAI ve Anthropic de çok yüksek değerlemeleriyle dikkat çekmektedir. Her iki şirketin de gelirleri hızla artmaktadır (OpenAI, 2026; Anthropic, 2026). Ancak değerlemeler, bugünkü gelirlerden çok gelecekte küresel ölçekte hâkim YZ platformlarına dönüşecekleri beklentisine dayanmaktadır. Bu beklentiler gerçekleşebilir; fakat büyümenin yavaşlaması halinde değerlemelerin ciddi biçimde düzelmesi de mümkündür.
Buna karşılık, Nvidia farklı bir yerde durmaktadır. Şirketin piyasa değeri (5,4 trilyon dolar) olağanüstü yüksek olsa da, bu değerin arkasında güçlü gelir ve kâr artışı bulunmaktadır (Yahoo Finance, 2026). Bu nedenle Nvidia’yı, Palantir veya yüksek sermaye ihtiyacı olan YZ altyapı şirketleriyle mukayese edildiğinde “balon şirketi” olarak görmek için yeterli veri mevcut değildir.
Buradan çıkan temel sonuç şudur: YZ balonu varsa, bu değersiz teknolojilerin gereğinden fazla fiyatlanmasından değil; gerçek ve güçlü bir teknolojinin gelecekte yaratacağı değerin bugünden aşırı ölçüde fiyatlanmasından kaynaklanıyor olabilir.
Buraya kadar yapılan tartışmalardan, tarihsel süreçte teknoloji-balon etkileşiminin mukayesesi tabloda özetlenmiştir. YZ devrimi çok büyük gelecek gelirlerinin bugünden fiyatlanmasıyla balon yaratsa bile çöküş sonrası dil işleme modelleri, çipler, veri merkezleri, YZ entegrasyonu ve yeni iş süreçleri gelişerek ekonomiyi ve toplumsal yaşamı dönüştürmeye devam edecektir
Teknoloji | Gerçek dönüşüm | Balonu besleyen beklenti | Çöküş sonrası kalan |
Demiryolu | Ulaşım ve pazar entegrasyonu | Her hattın yüksek kâr sağlayacağı beklentisi | Demiryolu altyapısı |
Elektrik/otomobil | Üretim ve yaşam biçiminin dönüşümü | Yeni sanayi şirketlerinin aşırı değerlenmesi | Elektrifikasyon ve kitlesel üretim |
İnternet | Bilgi ve iletişim maliyetlerinin düşmesi | Her internet şirketinin geleceğin kazananı olacağı beklentisi | Dijital altyapı ve platform ekonomisi |
Yapay zekâ | Bilişsel görevlerin otomasyonu ve inovasyon | Çok büyük gelecek gelirlerinin bugünden fiyatlanması | Modeller, çipler, veri merkezleri, YZ entegrasyonu ve yeni iş süreçleri |
Bu tablo YZ açısından temel tezi de desteklemektedir. Balon olasılığının yükselmesi teknolojik devrim tezini zayıflatmayabilir; belirli koşullarda onun doğal sonucu olabilir.
6. 2027–2030 Dönemi İçin Üç Senaryo
YZ'nin teknolojik potansiyeli konusunda güçlü göstergeler bulunmakla birlikte, yatırım döngüsünün nasıl sonuçlanacağını kesin biçimde öngörmek mümkün değildir. Bunun yerine 3 temel senaryo geliştirilebilir.
Senaryo 1: Yumuşak Düzeltme ve Kontrollü Konsolidasyon
Bu senaryoda YZ yatırımları artmaya devam eder, ancak 2027–2030 döneminde şirketlerin gelirleri ile sermaye harcamaları arasındaki fark daha belirgin hale gelir. Bazı start-up'lar piyasadan çekilir, şirket değerlemelerinde düşüşler yaşanır ve veri merkezi yatırımları daha seçici hale gelir. Bununla birlikte, büyük teknoloji şirketleri yüksek nakit akışları sayesinde yatırımlarını sürdürebilir.
Bu senaryo Perez'in “düzeltme sonrası yerleşme” modeline en yakın seçenektir. Finansal köpük kısmen sönerken, teknolojik uygulamalar ekonomiye yayılmaya devam eder. YZ sağlık, finans, yazılım geliştirme, savunma, eğitim, lojistik ve üretim gibi sektörlerde giderek sıradan bir üretim girdisine dönüşür. Bu durumda “balon patlaması” bir krizden çok değerlemelerin normalleşmesi ve sektörün olgunlaşması anlamına gelir.
Senaryo 2: Dot-Com Benzeri Sert Çöküş
İkinci senaryoda beklenen gelirlerin gerçekleşmemesi, model maliyetlerinin yüksek kalması, enerji ve çip kısıtları veya kredi koşullarındaki bozulma YZ yatırımlarında ani bir geri çekilmeye yol açabilir. Çok sayıda YZ şirketi iflas edebilir veya büyük şirketler tarafından satın alınabilir; veri merkezi kapasitesinde fazlalık oluşabilir ve teknoloji hisselerinde sert değer kayıpları görülebilir. Bu gelişme kamuoyunda “YZ balonunun patlaması” olarak yorumlanabilir.
Ancak tarihsel örnekler, böyle bir çöküşün teknoloji açısından nihai bir başarısızlık anlamına gelmediğini göstermektedir. 2000 sonrası internet ekonomisinde olduğu gibi, aşırı yatırım döneminde kurulan altyapı daha düşük maliyetlerle sonraki şirketlerin kullanımına sunulabilir. Veri merkezleri, enerji bağlantıları, yarı iletken kapasitesi ve eğitilmiş insan sermayesi YZ'nin ikinci büyüme dalgasının temelini oluşturabilir.
Bu senaryo makalenin temel tezini en güçlü biçimde doğrulayacaktır: finansal balon çökerken teknolojik devrim devam edebilir.
Senaryo 3: Verimlilik Sıçraması ve Balonun “Büyüyerek Doğrulanması”
Üçüncü senaryoda YZ'nin verimlilik etkileri beklenenden daha hızlı ortaya ç ıkar. Otonom YZ modelleri, yazılım üretimi, bilimsel keşif, endüstriyel otomasyon ve kurumsal karar destek sistemleri şirketlerin maliyetlerini belirgin biçimde azaltır ve yeni gelir kaynakları yaratır. Böyle bir durumda bugünkü yüksek sermaye harcamalarının önemli bir bölümü sonradan rasyonel görünmeye başlayabilir.
Bu senaryo balon ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Aksine, teknoloji gerçekten olağanüstü sonuçlar üretirse, beklentiler daha da yükselerek ikinci bir spekülatif dalgayı tetikleyebilir. Ekonomik tarih, gerçek verimlilik artışlarının bile fiyatların sınırsız yükselmesini haklı çıkarmadığını göstermektedir. Dolayısıyla en iyimser teknolojik senaryoda dahi teknolojik başarı ile finansal fiyatlamanın doğruluğu birbirinden ayrılmalıdır.
Bu üç senaryo arasında bugün için en makul seçenek, yumuşak düzeltme ile belirli alanlarda sert konsolidasyonun birlikte gerçekleşmesi olarak görünmektedir. Bununla birlikte, YZ'nin geleceğini belirleyecek esas değişken, hisse fiyatlarından çok teknolojinin gerçek ekonomide ne ölçüde üretkenlik, maliyet avantajı ve yeni gelir yaratacağıdır.
Sonuç
Teknolojik devrimler geleceğin ekonomik düzenine ilişkin büyük belirsizlik yaratır. Yeni teknolojinin potansiyeli görünür hale gelirken, nihai kazananlar, gelir modelleri, pazar büyüklüğü ve üretkenlik etkileri henüz belirsiz olabilir. Finansal sermaye ise teknolojik dönüşümün tamamlanmasını beklemez; gelecekte ortaya çıkması beklenen değeri bugünden fiyatlamaya çalışır. Teknolojik devrim ile finansal balon arasındaki gerilim burada ortaya çıkar.
Demiryolu, elektrifikasyon ve internet deneyimleri, gerçek teknolojik dönüşüm ile yanlış finansal fiyatlamanın aynı anda mümkün olduğunu göstermektedir. Demiryolu balonu, demiryolunun gereksiz olduğunu; dot-com balonu ise internetin başarısız olduğunu göstermemiştir. Her iki durumda da aşırı yatırım, şirket başarısızlıkları ve sermaye kayıpları yaşanmış; ancak teknolojik altyapı ve dönüşüm sürmüştür.
YZ'nin 2026 itibarıyla ulaştığı kullanım düzeyi, çok sayıda sektöre nüfuz etmesi, belirli görevlerde ölçülebilir üretkenlik artışları sağlaması ve inovasyon sürecine müdahale etmeye başlaması onun yalnızca spekülatif bir anlatı olmadığını göstermektedir. Buna karşılık, tam da bu özellikler gelecekte olağanüstü ekonomik değer yaratacağı beklentisini güçlendirmekte; sermayeyi YZ şirketlerine, çiplere, veri merkezlerine ve enerji altyapısına olağanüstü hızla yönlendirmektedir.
Bu nedenle YZ sektöründe ciddi bir finansal düzeltme yaşanması, hatta çok sayıda şirketin ortadan kalkması, teknolojik devrim tezinin yanlışlandığı anlamına gelmeyebilir. Aksine, Perez'in (2002) tarihsel modeli açısından böyle bir düzeltme, finansal sermayenin teknolojinin gerçek ekonomik kullanım kapasitesinin önüne geçtiği “kurulum döneminin” karakteristik bir sonucu olarak yorumlanabilir.
Böyle bir senaryoda çöküşten sonra YZ ortadan kalkmaz; sektör konsolide olur, aşırı yatırımlar tasfiye edilir, işlem maliyetleri düşer, altyapının bir bölümü ucuzlar ve teknoloji daha sürdürülebilir kullanım alanlarına yönelir. Dot-com sonrasında internetin yaşadığı süreç, YZ'nin geleceği açısından bu nedenle önemli bir tarihsel analojidir.
Sonuç olarak, “yapay zekâ, gerçek bir teknolojik devrim olduğu için finansal bir balon üretme potansiyeline sahiptir. Devrimin büyüklüğü beklentileri, beklentiler sermayeyi, sermaye ise aşırı yatırımı beslemektedir. Olası bir balonun patlaması YZ devriminin sonu değil; devrimin spekülatif aşamadan ekonomik ve kurumsal yerleşme aşamasına geçişi olabilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde sınanması gereken asıl hipotez, YZ'nin “çöküp çökmeyeceği” değil; finansal düzeltmeden sonra teknolojik dönüşümün ne ölçüde ve hangi aktörler tarafından sürdürüleceğidir.
Kaynakça
Acemoglu, D. (2024). The simple macroeconomics of AI. Massachusetts Institute of Technology. https://economics.mit.edu/sites/default/files/2024-04/The%20Simple%20Macroeconomics%20of%20AI.pdf
Anthropic. (2026). Anthropic raises $65B in Series H funding at $965B post-money valuation. https://www.anthropic.com/news/series-h
Bresnahan, T. F., & Trajtenberg, M. (1995). General purpose technologies: “Engines of growth”? Journal of Econometrics, 65(1), 83–108. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/030440769401598T
Brynjolfsson, E., Li, D., & Raymond, L. R. (2025). Generative AI at work. The Quarterly Journal of Economics, 140(2), 889–942. https://doi.org/10.1093/qje/qjae044
Calvino, F., Haerle, D., & Liu, S. (2025). Is generative AI a general purpose technology? Implications for productivity and policy (OECD Artificial Intelligence Papers No. 40). OECD Publishing. https://www.oecd.org/en/publications/is-generative-ai-a-general-purpose-technology_704e2d12-en.html
Campbell, G. (2013). Deriving the railway mania. Financial History Review, 20(1), 1–27. https://www.cambridge.org/core/journals/financial-history-review/article/abs/deriving-the-railway-mania/2EA377886FE48B4BF2DD620D4F845991
CoreWeave. (2026). CoreWeave Market Cap. https://stockanalysis.com/stocks/crwv/market-cap/
Jovanovic, B., & Rousseau, P. L. (2005). General purpose technologies. İçinde P. Aghion & S. N. Durlauf (Eds.), Handbook of economic growth (Vol. 1B, pp. 1181–1224). Elsevier. https://www.sciencedirect.com/science/chapter/handbook/abs/pii/S157406840501018X
Kindleberger, C. P., & Aliber, R. Z. (2005). Manias, panics, and crashes: A history of financial crises (6th ed.). Palgrave Macmillan.
Ofek, E., & Richardson, M. (2003). DotCom mania: The rise and fall of internet stock prices. The Journal of Finance, 58(3), 1113–1137. https://www.jstor.org/stable/3094574
OpenAI. (2026). OpenAI raises $122 billion to accelerate the next phase of AI. https://openai.com/tr-TR/index/accelerating-the-next-phase-ai/
Palantir Technologies. (2026). Palantir reports Q2 2026 U.S. commercial revenue growth. https://investors.palantir.com/news-details/2026/Palantir-Reports-
Perez, C. (2002). Technological revolutions and financial capital: The dynamics of bubbles and golden ages. Edward Elgar.
Rosenberg, N., & Trajtenberg, M. (2004). A general-purpose technology at work: The Corliss steam engine in the late-nineteenth-century United States. The Journal of Economic History, 64(1), 61–99.
Rungcharoenkitkul, P. (2026). The AI investment race (BIS Working Papers No. 1367). Bank for International Settlements. https://www.bis.org/publications/working-paper-1367-ai-investment-race
Stanford HAI. (2026). The 2026 AI Index report. Stanford University Institute for Human-Centered Artificial Intelligence. https://hai.stanford.edu/ai-index/2026-ai-index-report
Stock Analysis. (2026). Nebius Group N.V. (NBIS), https://stockanalysis.com/stocks/nbis/market-cap/
White, E. N. (1990). The stock market boom and crash of 1929 revisited. Journal of Economic Perspectives, 4(2), 67–83. https://www.jstor.org/stable/1942891
Yahoo Finance. (2026). NVIDIA Corporation (NVDA). https://finance.yahoo.com/quote/NVDA/
İstanbul Strateji