
Yeni Parti Programındaki “Dirençlilik” Bölümünün Çağdaş Kuramlara Göre Değerlendirilmesi
1 Ağustos 2026
Dirençlilik kavramı ülkemizde de son dönemlerde parti programlarına dahil edilmeye başlanmıştır. 24 Temmuz’da CHP’den ayrılan milletvekilleri tarafından kurulan Yeni Parti’nin aynı gün açıklanan programında da bu kavram yer almıştır. Bu raporda “Yeni Parti Programının Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik” başlıklı 5. Bölümde yer alan “Dirençlilik” alanı çağdaş kuramlara göre değerlendirilmektedir.

Yönetici özeti
21. yüzyılda yaşanmakta olan jeopolitik gerilimler, terör saldırıları, salgınlar, doğal afetler, siber saldırılar ve enerji darboğazları devletlerin ve toplumların krizlere karşı dirençliliğini/dayanaklılığını gündeme getirmiş ve hükümetler bu doğrultuda önlemler almaya ve projeler geliştirmeye başlamıştır. Krizlere karşı dirençlilik siyasi partilerin programlarında farklı formatlarda ve içeriklerde yer bulmuştur. Dirençlilik kavramı ülkemizde de son dönemlerde parti programlarına dahil edilmeye başlanmıştır. 24 Temmuz’da CHP’den ayrılan milletvekilleri tarafından kurulan Yeni Parti’nin aynı gün açıklanan programında da bu kavram yer almıştır. Bu raporda “Yeni Parti Programının Dış Politika, Güvenlik ve Dirençlilik” başlıklı 5. Bölümde yer alan “Dirençlilik” alanı çağdaş kuramlara göre değerlendirilmektedir.
Ülkemizde diğer partilerin programlarında, Yeni Parti programındaki gibi “dirençlilik” adı altında doğal afetleri, iklim risklerini, ekonomik ve enerji şoklarını, salgınları, siber saldırıları, dezenformasyonu, devlet işleyişini ve toplumsal kapasiteyi aynı çatı altında birleştiren müstakil bir bölüm bulunmamaktadır. Yeni Parti’nin ayırt edici yönü, dirençliliği yalnızca afet yönetimi olarak değil, genel bir devlet ve toplum kapasitesi olarak ele almasıdır.
Yeni Parti Programı'ndaki dirençlilik bölümü, kavramsal yönü bakımından çağdaş yaklaşımlarla büyük ölçüde uyumludur. Risklerin önceden görülmesi, zararların azaltılması, devlet işleyişinin sürdürülmesi, uzun vadeli planlama, afet öncesi hazırlık, kritik altyapıların korunması, bilimsel karar alma ve merkezi yönetim–yerel yönetim–üniversite–sivil toplum koordinasyonu doğru ve korunması gereken unsurlardır. Programın afetler, iklim krizi, siber saldırılar, dezenformasyon, salgınlar, gıda ve enerji krizleri gibi farklı tehditleri birlikte ele alması, kapsamlı bir yaklaşım açısından da olumludur.
Bununla birlikte, bölüm çağdaş standartlara göre stratejik olarak doğru, ancak kurumsal ve operasyonel açıdan eksiktir. Metin ağırlıklı olarak afet ve kent güvenliğine yoğunlaşmakta; savaş, silahlı saldırı, sabotaj, hibrit tehditler, kitlesel can kayıpları, kritik hizmetlerin sürekliliği, özel sektörün yükümlülükleri, tedarik zincirleri, stratejik stoklar, veri sürekliliği, ödeme sistemleri, nüfusun hazırlığı ve sivil altyapının askerî harekâtı desteklemesi yeterince ele alınmamaktadır. Bu kapsamda, bu raporda aşağıda sıralanan önerilerin dikkate alınmasının ülkemizin dirençliliğine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
1. “Dirençlilik” tanımı, temel işlevlerin sürdürülmesini ve yeniden tesis edilmesini ölçülebilir hâle getirecek şekilde değiştirilmelidir.
2. Ulusal dirençlilik stratejisi, sorumlu merkezî makam, sektör bazlı hedefler, düzenli risk değerlendirmeleri, tatbikatlar ve denetim mekanizmaları kapsamında programa eklenmelidir.
3. Kritik altyapı kapsamı Avrupa Birliği yaklaşımının on bir sektörünü kapsayacak biçimde genişletilmelidir.
4. Özel sektör, işletmeler, hane halkları ve gönüllü kuruluşlar açıkça sisteme dâhil edilmelidir.
5. “Demografik dirençlilik” içeriği korunmalı, ancak ulusal güvenlik dirençliliği bölümünden çıkarılarak sosyal politika ve nüfus politikaları bölümüne taşınmalıdır.
6. Mutlak ve ölçülemeyen vaatler yerine süreli, denetlenebilir ve maliyetlendirilmiş hedefler kullanılmalıdır.
1. Dirençlilik/Dayanıklılık Hakkında Çağdaş Yaklaşımların Temel Unsurları
Literatürde dirençlilik/dayanıklılık; doğal afet, kritik altyapı hasarı, hibrit saldırı veya silahlı saldırı gibi şoklara hazırlanma, karşı koyma, müdahale etme ve hızla toparlanma kapasitesi olarak tanımlanır. Savaş durumunda sivil hazırlığın üç ana işlevi ise hükümetin ve kritik kamu hizmetlerinin sürekliliği, halka sunulan temel hizmetlerin sürekliliği ve sivil sektörün askerî harekâtın desteklenmesini kapsar. Bu üç ana işlev: hükümet sürekliliği, enerji, kontrolsüz nüfus hareketleri, gıda ve su, kitlesel can kayıpları ve sağlık krizleri ile sivil haberleşme ve ulaştırma alanlarından oluşan yedi temel dirençlilik göstergesine dönüştürülmüştür. Bu kapasitelerin barış, kriz ve çatışma dönemlerinde işlemesi, önceden planlanması ve düzenli olarak tatbik edilmesi gereklidir.[i]
Son yıllarda geliştirilen güçlendirilmiş dirençlilik çalışmaları: tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, kara, deniz, uzay ve siber alandaki altyapıların korunması, kritik sanayiler, enerji güvenliği, yeni nesil haberleşme, teknoloji ve fikrî mülkiyet güvenliği ile kamu, özel sektör ve toplumun birlikte çalışmasını vurgulamaktadır. Demokratik değerler, insan hakları ve hukuk devleti de toplumsal dirençliliğin temeli olarak kabul edilmektedir.[ii]
AB Kritik Varlıkların Dirençliliği Direktifi ise enerji, ulaştırma, bankacılık, finansal piyasa altyapıları, sağlık, içme suyu, atık su, dijital altyapı, merkezi kamu yönetimi, uzay ve gıda sektörlerini kapsar. Direktif, ulusal strateji hazırlanmasını, tüm tehlikeleri kapsayan risk değerlendirmelerini, kritik kuruluşların belirlenmesini, kuruluş bazında risk ve süreklilik planlarını, olay bildirimini, denetimi ve yaptırımı öngörür.[iii] AB’nin NIS2 Direktifi, siber güvenlik kurallarını güçlendiren güncel bir yasal düzenlemedir ve Ekim 2024 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.[iv]
2025 AB Hazırlık Stratejisi ise bu yaklaşımı stratejik öngörü, toplumun hazırlığı, kamu-özel iş birliği, sivil-asker iş birliği, stoklama, kriz koordinasyonu ve dış ortaklıklar boyutlarıyla genişletmiştir. Strateji; düzenli stres testleri, ölçülebilir asgari hazırlık şartları, kritik stoklar ve halkın en az 72 saatlik temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesine yönelik rehberlerin geliştirilmesini öngörmektedir.[v]
2. Yeni Parti Programı’nın Dirençlilikle İlgili Olumlu Yönleri
2.1. Dirençliliğin güvenlik politikasının parçası sayılması
Yeni Parti Programı, dirençliliği münferit bir afet yönetimi konusu olmaktan çıkararak, güvenliğin ayrılmaz bir unsuru olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşım, çağdaş kuramların dirençliliği, caydırıcılık ve savunmanın temel öğeleri arasında görmesiyle uyumludur. Dirençliliğin yalnızca “kriz sonrasında toparlanma” olarak değil, risklerin önceden görülmesi ve azaltılması olarak da ele alınması doğru bir başlangıçtır. Programın mevcut tanımı; öngörme, azaltma, koruma, işleyişi sürdürme ve toparlanma aşamalarının kritik unsurlarını kapsamaktadır.
2.2. Tüm tehlikeler yaklaşımı
Afet, iklim, ekonomik şok, siber saldırı, salgın, gıda ve enerji krizi gibi farklı risklerin birlikte sayılması AB’nin “all-hazards”, yani kaynağı ne olursa olsun tüm tehlikeleri kapsayan yaklaşımıyla uyumludur. Bu listeye dezenformasyonun dâhil edilmesi, toplumsal ve psikolojik dirençlilik açısından da anlamlıdır. Batı yaklaşımında düşmanca bilgi faaliyetleri ve demokratik süreçlere müdahale toplumsal dirençlilik riski olarak görülmektedir. Ancak bu kavramın daha dar ve hukuken daha belirli hale getirilmesi gerekmektedir.
2.3. Devlet sürekliliği ve stratejik öngörü
Devlet işleyişinin sürdürülmesi, kurumsal hazırlık kapasitesi, uzun vadeli planlama ve veri ile bilime dayalı kamu yönetimi hakkındaki maddeler, çağdaş yaklaşımlardaki “hükümet ve kritik kamu hizmetlerinin sürekliliği” ölçütüyle doğrudan örtüşmektedir.
Eğitim, ekonomi, teknoloji, nüfus, iklim, afet ve güvenlik politikalarının birlikte planlanması, sektörler arası bağımlılıkların dikkate alınması açısından da doğru bir yaklaşımdır. Bir sektördeki kesintinin diğer sektörlerde zincirleme sonuçlar doğurabileceğini dikkate almak olumludur.
2.4. Afet öncesi risk azaltma anlayışı
Afet yönetiminin yalnızca olay sonrasındaki müdahaleden ibaret görülmemesi; risk azaltma, hazırlık, planlama ve toplumsal bilinçlendirmeyi de kapsaması güçlü bir unsurdur. Yapı stokunun, sanayi bölgelerinin, enerji tesislerinin, ulaşımın, su ve iletişim altyapılarının dirençli hale getirilmesi; özellikle Türkiye’nin risk profili göz önünde bulundurulduğunda, programın en somut ve uygulanabilir bölümüdür.
2.5. Çok aktörlü koordinasyon ve hak temelli yaklaşım
Merkezi yönetim, yerel yönetimler, meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum arasında koordinasyonun öngörülmesi, “bütüncül devlet” ve “bütüncül toplum” yaklaşımlarının önemli bir parçasıdır.
Barınma, bilgiye erişim, katılım ve çevre hakkına yapılan vurgu da yerindedir. Dirençlilik politikaları ancak kamu güvenine dayandığında işleyebilir. Batı'da genel kabul gören çerçevede demokratik değerler, insan hakları ve hukuk devleti, dirençliliğin temeli olarak kabul edilmektedir.
3. Geliştirilmesi Gereken Temel Alanlar
3.1. Tanım ölçülebilir hale getirilmelidir
Mevcut tanımdaki “krizlerden daha güçlü çıkmak” ifadesi siyasal olarak çekici, ancak teknik açıdan belirsizdir. Her krizden daha güçlü çıkmak mümkün olmayabilir; esas hedef, devletin ve toplumun yaşamsal işlevlerini kabul edilebilir bir seviyede sürdürebilmesi ve belirlenen süre içinde yeniden tesis edebilmesidir.
Önerilen tanım:
Dirençlilik; devletin, toplumun doğal, teknolojik, ekonomik ve sağlık kaynaklı, siber, hibrit ve askerî tehditlere hazırlanma; bu tehditlere karşı koyma, etkilerini sınırlama, temel işlevlerini kabul edilebilir düzeyde sürdürme; değişen şartlara uyum sağlama ve kesintiye uğrayan hizmetleri belirlenmiş süreler içinde güvenli biçimde yeniden tesis etme kapasitesidir.
3.2. Afet odaklı yaklaşımdan ulusal dirençlilik sistemine geçilmelidir
Programda dirençlilik başlığının büyük kısmı kentler ve doğal afetlerle ilgilidir. Afet dirençliliği gerekli olmakla birlikte; silahlı saldırı ve savaş, hibrit saldırılar ve sabotaj, terör ve kritik altyapıya yönelik fiziksel saldırılar, KBRN olayları, uzun süreli enerji ve haberleşme kesintileri, kitlesel can kayıpları ve sağlık sistemi kapasitesinin aşılması, kitlesel tahliye ve kontrolsüz nüfus hareketleri, uydu ve konumlama hizmetlerinin kesintisi, denizaltı kabloları, limanlar, boru hatları ve veri merkezlerinin hedef alınması durumları da eklenmelidir.
3.3. Kurumsal sahiplik ve hesap verebilirlik belirlenmelidir
Program “koordinasyon kurulacaktır” demekte, fakat koordinasyondan kimin sorumlu olacağını açıklamamaktadır. Çağdaş kuramlar açık sorumluluklar, hedefler, planlama ve izleme döngüleri öngörmektedir. Bunlara yönelik ek düzenlemelerin ayrıca hazırlanacağı belirtilmelidir.
3.4. Kritik sektör kapsamı genişletilmelidir
Program, enerji, ulaşım, su ve iletişimi kritik sektörler olarak sıralamakta; diğer temel sektörleri ise sistematik biçimde kapsamamaktadır. Programda özellikle ödeme sistemleri, sağlık sisteminin kitlesel yaralı kapasitesi, atık su, uydu altyapısı ve veri sürekliliği eksiktir.
Sistemik bir yaklaşım olarak kritik sektörler listesinde; merkezi ve yerel kamu yönetimi; enerji; ulaştırma ve lojistik; sağlık ve ilaç; gıda, tarım ve içme suyu; atık su; telekomünikasyon ve dijital altyapı; veri merkezleri; bulut ve kritik yazılımlar; bankacılık, finansal piyasalar ve ödeme sistemleri; uydu hizmetleri; kritik sanayi ve savunma sanayisi tedarik zincirleri yer almalıdır.
3.5. Özel sektörün rolü açıkça tanımlanmalıdır
Meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları sayılmasına rağmen, işletmeler ve kritik altyapı işleticileri yeterince görünür değildir. Oysa günümüzde ulaştırma, haberleşme, enerji, uydu, bulut, lojistik ve temel tedarik zincirlerinin önemli bir bölümü özel kuruluşlar tarafından işletilmektedir. Kritik işletmeler için yükümlülükler belirlenmelidir.
3.6. Yedeklilik, stoklama ve hızlı onarım kapasitesi eklenmelidir
“Altyapı dirençli hale getirilecektir” ifadesi tek başına yeterli değildir. Tam koruma çoğu zaman mümkün olmadığından, sistemlerin kesintiye rağmen çalışması gerekir. Bu nedenle yedeklilik, alternatif kapasite, onarım ve hızlı toparlanma tedbirleri göz önünde bulundurulmalıdır.
3.7. Siber güvenlikten veri ve dijital sürekliliğe geçilmelidir
“Siber saldırılar”ın tehdit listesinde sayılması olumludur; ancak tedbirler belirtilmemektedir. AB’nin NIS2 yaklaşımı doğrultusunda yönetişim, risk yönetimi ve olay bildirimi mekanizmaları kurulmalıdır. Ayrıca yalnızca ağ güvenliği değil, yazılım ve donanım tedarik zinciri güvenliği de programa dâhil edilmelidir.
3.8. Toplumun ve yurttaşların hazırlığı eksiktir
Program “toplumsal bilinçlendirme” demekle yetinmektedir. Toplumsal bilinçlendirme için halkın somut olarak ne yapacağını bilmesi, okullarda hazırlık eğitimi verilmesi ve güvenilir kriz iletişimi önemlidir. Ancak bu yaklaşım, sorumluluğun devletten yurttaşa devredilmesi şeklinde değil; devlet kapasitesini destekleyen toplumsal hazırlık olarak tasarlanmalıdır.
3.9. Dezenformasyon ifadesi daraltılmalı ve güvenceye bağlanmalıdır
“Dezenformasyon” kavramı tanımlanmadan kullanıldığında muhalif görüşlerin veya gazeteciliğin sınırlandırılmasına açık hale gelebilir. Bu nedenle ifade şu şekilde değiştirilmelidir:
Yabancı devletler veya bağlantılı aktörler tarafından yürütülen bilgi manipülasyonu, demokratik süreçlere müdahale ve kriz zamanlarında halkı yanıltmaya yönelik koordineli faaliyetlerle; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kişisel verilerin korunması ve yargı denetimi esas alınarak mücadele edilecektir.
3.10. Uluslararası ve sınır aşan iş birliği eklenmelidir
Enerji, ulaştırma, finans, haberleşme, uydu ve tedarik zincirleri ulusal sınırlarla sınırlı değildir. Programda komşu ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla dirençlilik alanındaki iş birliğine ilişkin özel bir hüküm bulunmalıdır. Bu iş birliği; ortak risk değerlendirmelerini, erken uyarı ve bilgi paylaşımını, karşılıklı yardım düzenlemelerini ve sınır aşan enerji ve ulaştırma sürekliliğini kapsamalıdır.
4. Çıkarılması, Taşınması veya Yeniden Yazılması Gereken Hususlar
4.1. “Demografik dirençlilik” ayrı bölüme taşınmalıdır
Programdaki demografik dirençlilik hükümleri; sosyal devlet, çocuk yoksulluğu, bakım hizmetleri, kadınların çalışma hayatı, gençlerin ülkede kalması ve yaşlı bakımı bakımından olumlu politikalardır. Ancak bu içeriğin dirençlilik bölümünde tutulması kavramı gereğinden fazla genişletilmekte ve nüfus politikasını güvenlikleştirme riski yaratmaktadır.
Öneri: İçerik çıkarılmamalı; “Sosyal Politikalar, Nüfus ve Kuşaklar Arası Dayanışma” başlığı altına taşınmalıdır. Dirençlilik bölümünde yalnızca kritik sektörlerdeki iş gücü açığı, yaşlanan nüfusun kriz yönetimine etkisi ve temel hizmetlerde personel devamlılığı gibi operasyonel bağlantılar bırakılmalıdır.
4.2. Mutlak vaatler ölçülebilir hedeflerle değiştirilmelidir
“Türkiye’nin tüm kentleri … güvenli hale getirilecektir” ve benzeri ifadeler teknik olarak gerçekleştirilemez; hiçbir kent tamamen risksiz hale getirilemez. Bunların yerine; riskin hangi tarihe kadar ne ölçüde azaltılacağı, öncelikli şehirlerin ve altyapıların nasıl seçileceği, finansmanın hangi kaynaklardan karşılanacağı belirtilmelidir.
Sonuç
Programdaki dirençlilik bölümü, yeterli ölçüde genişletilmesi ve operasyonelleştirilmesi gereken güçlü bir başlangıçtır. Metin, afet risk azaltma ve uzun vadeli kamu yönetimi bakımından başarılıdır; ancak çağdaş standartlara tam olarak yaklaşabilmesi için dirençliliği kent güvenliğinden çıkarıp devlet, toplum, ekonomi, özel sektör ve savunma sisteminin tamamına yayması gerekir.
Temel yönelim: genel vaatlerden ölçülebilir hedeflere; afet yönetiminden tüm tehlikeleri kapsayan hazırlığa, yalnızca devlet kapasitesinden bütüncül toplum yaklaşımına, altyapıyı korumaktan hizmet sürekliliğine, yedekliliğe ve hızlı toparlanmaya geçişe kadar uzanmalıdır.
Son Notlar
[i] Resilience, civil preparedness and Article 3, NATO Deterrence and Defense, 13 Kasım 2024, https://www.nato.int/en/what-we-do/deterrence-and-defence/resilience-civil-preparedness-and-article-3; Vilnius Summit Communiqué, NATO Official Texts, 11 July 2023, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2023/07/11/vilnius-summit-communique
[ii] Strengthened Resilience Commitment, NATO Official Texts, 14 Haziran 2021, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2021/06/14/strengthened-resilience-commitment
[iii] Directive - 2022/2557 - EN - CER - EUR-Lex, https://eur-lex.europa.eu/eli/dir/2022/2557/oj/eng; Document 32022L2557, Eur-Lex, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/en/LSU/?qid=1781460562551&uri=CELEX%3A32022L2557; Directive (EU) 2022/2555 on measures for a high common level of cybersecurity across the EU, EUR-Lex, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/en/LSU/?uri=CELEX%3A32022L2555
[iv] NIS2 Directive: securing network and information systems, European Commission, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/nis2-directive
[v] Joint Communication To The European Parliament, the European Council, the Council, the European Economic And Social Committee And The Committee Of The Regions on the European Preparedness Union Strategy, EU Commission, 26 Mart 2025, https://webgate.ec.europa.eu/circabc-ewpp/d/d/workspace/SpacesStore/b81316ab-a513-49a1-b520-b6a6e0de6986/download