
KÜRESEL JEOPOLİTİK GÖRÜNÜM — SAYI 6
İstanbul Strateji Aylık Değerlendirme Raporu
3 Ekim 2026
İstanbul Strateji’nin Eylül 2026 Küresel Jeopolitik Görünüm raporu, deniz güvenliği, enerji arzı, büyük güç rekabeti, finansal kırılganlık ve teknoloji yatırımları arasındaki yeni bağlantıları analiz ediyor. Rapor; Hürmüz ve Babülmendep hattındaki baskının, Rusya-Ukrayna savaşının derin hedeflere taşınmasının, BRICS’in kurumsal yön arayışının, BM Genel Kurulu’ndaki reform tartışmalarının ve ABD’nin Irak’tan çekilmesinin bölgesel düzen üzerindeki etkilerini inceliyor. Türkiye’deki fon krizi, deniz kazaları ve yapay zekâ yatırımlarındaki balon riski de ekonomik güvenlik perspektifinden değerlendiriliyor. Çalışma ayrıca önceki ayın risklerinin ne ölçüde doğrulandığını test ederek Ekim ayına ilişkin güncel risk matrisi ve senaryolar sunuyor. Karar vericiler için erken uyarı göstergelerini ve fırsat alanlarını da vurguluyor.

KÜRESEL JEOPOLİTİK GÖRÜNÜM — SAYI 6
İstanbul Strateji Aylık Değerlendirme Raporu
Kapsadığı dönem: 1–30 Eylül 2026
YÖNETİCİ ÖZETİ
Eylül 2026’nın ayırt edici özelliği, krizlerin sayısındaki artıştan ziyade farklı güvenlik alanlarının birbirine bağlanma hızının artmasıydı. Hürmüz’de başlayan enerji ve seyrüsefer baskısının Babülmendep’e uzanması; Rusya-Ukrayna savaşının Moskova’daki rafinerilere ve Avrupa’nın Baltık hava sahasına kadar taşınması; ABD’nin Irak’taki koalisyon misyonunu sona erdirirken Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan eksenindeki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kurumsallaşma yönünde ilerlemesi; Grönland’ın füze savunması, uzay ve kritik mineraller üzerinden yeniden stratejik bir merkez hâline gelmesi, aynı eğilimin farklı parçalarıdır. Güvenlik artık belirli “cephelerde” değil; enerji, liman, veri, finans, uzay ve tedarik ağları üzerinden kurulan bağlantısallıkla ilişkilidir.
Orta Doğu’da en önemli değişim, Amerikan güvenlik şemsiyesinin yerini, onu tamamlayan ve onunla örtüşen daha küçük çok taraflı güvenlik ağlarının alması eğilimidir. ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’taki askeri misyonu sona ererken, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Mekke Anlaşması’nın eylülde sekretarya, müşterek karargâh, istihbarat paylaşımı ve kabiliyet entegrasyonu yönünde adımlar atılmıştır. Orta Doğu’da Suudi Arabistan, BAE ile 2025’ten beri yaşanan gerilimi yumuşatmaya çalışırken; BAE-İsrail güvenlik temasları da yoğunlaşmıştır. Dolayısıyla bölge “ABD çekiliyor, güvenlik boşluğu oluşuyor” şeklindeki modelden ziyade çoklu güvenlik ağları sistemine yönelmektedir (Iraqi News Agency, 2026; Saudi Press Agency, 2026; T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026a).
Yemen bu yeni mimarinin ilk ciddi stres testi hâline gelmiştir. Husilerin 10 Eylül’de Kızıldeniz sahilindeki stratejik liman şehri Moha’yı ele geçirerek Babülmendep çevresindeki alan hâkimiyetini genişletmesi ve 24 Eylül’de Suudi Arabistan’ın Taif ve Yanbu yönüne altı balistik füze fırlatması, Hürmüz’e alternatif olarak önem kazanan Kızıldeniz enerji hattının da baskı altına alındığını göstermektedir. Suudi Doğu-Batı petrol boru hattının Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu çıkışı böylece stratejik önem kazanmıştır. Bunun anlamı, Hürmüz ve Babülmendep’in artık birbirinden bağımsız iki boğaz değil, aynı enerji güvenliği sisteminin iki kırılma noktası hâline gelmesidir (United Nations Department of Political and Peacebuilding Affairs, 2026).
Rusya-Ukrayna savaşında da benzer bir “derinleşme” görülmektedir. Ukrayna’nın 20 Eylül’de Moskova bölgesine yönelik geniş çaplı İHA saldırısıyla bir petrol rafinerisini vurması, Moskova’nın ekonomik ve enerji altyapısını savaş alanının fiilî derinliğine dahil etmiştir. Rusya, bu saldırılardan ciddi endişe duyarak nükleer silahlarını kara, hava ve deniz platformlarından fırlatabilme kapasitesine ilişkin söylemini güçlendirirken, aynı dönemde ABD ile silahların kontrolü görüşmelerinin yeniden başlamasını amaçlamakta ve Ukrayna konusunda ABD aracılığıyla temaslarını sürdürmektedir. Dolayısıyla mevcut durumda Rusya’nın stratejisi konvansiyonel tırmanma-nükleer sinyal verme-müzakere kanalını açık tutma, yani zorlayıcı pazarlık davranışına daha yakındır (SIPRI, 2026; TASS, 2026a).
Küresel yönetişimde ise BM ve BRICS zirveleri iki farklı kurumsal soruyu görünür kılmıştır. BM Genel Kurulu’ndaki tartışma esas olarak meşruiyet ve karar alma kapasitesi üzerine, BRICS tartışması ise stratejik özerklik ile Çin’in yapısal ekonomik ağırlığı arasındaki gerilim üzerinde yoğunlaşmıştır. BM’de reform talebi güçlenirken Şart’ın 108. Maddesi, yapısal reformların bizzat beş daimî üyenin onayını gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Dolayısıyla veto sistemi hem karar almayı zorlaştıran bir unsur hem de büyük güçleri sistem içinde tutan bir emniyet supabı olarak çift karakterlidir (İstanbul Strateji, 2026a; United Nations, 1945/2026).
Türkiye’de ise yatırım fonlarında yaşanan kriz dış jeopolitikten ayrı düşünülemeyecek bir ekonomik güvenlik ve kurumsal kapasite meselesi ortaya çıkarmıştır. SPK’nın 131 fonu tasfiyeye alması, 455.758 yatırımcının etkilenmesi ve tasfiye süresinin üç aydan altı aya çıkarılması sorunun büyüklüğünü gösterirken; ay sonunda Fon Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulması meselenin mikro bir fon başarısızlığının ötesine geçtiğini ortaya koymuştur. Sorun, henüz bankacılık sistemi ölçeğinde sistemik bir kriz görünümünde değildir; fakat likit olmayan varlıkların fonlanması, değerleme, geri ödeme vadesi ve piyasa fiyat oluşumu arasındaki kopukluk, sermaye piyasası mimarisine ilişkin sistemik nitelikte sorulara yol açmaktadır (Sermaye Piyasası Kurulu, 2026a, 2026b, 2026c). Fon krizine neden olanların siyasi bağlantılarına yönelik tartışmaların Türkiye’nin kısa-orta dönem siyasi gündemini belirleyebileceği değerlendirilmektedir.
GİRİŞ
Eylül 2026 boyunca ortaya çıkan gelişmeler üç derin değişime işaret etmektedir. Birincisi, coğrafyanın 20. yüzyıldakinden farklı bir biçimde stratejik değer ifade etmesidir. Hürmüz ve Babülmendep petrol tankerlerinin; Grönland radar, füze erken uyarı, uzay gözetleme ve kritik minerallerin; Baltık elektronik harp ve NATO hava savunmasının; Karadeniz ise enerji altyapısı, tahıl ve uzun menzilli İHA savaşının coğrafyasıdır. Coğrafya artık yalnızca kara hâkimiyetiyle değil, ağlara erişim ve ağları kesebilme kapasitesiyle de belirlenmektedir.
İkincisi, küresel düzlemde ittifak sistemi iki bloklu bir düzene değil, örtüşen ve işlevsel güvenlik ağlarına doğru ilerlemektedir. Suudi Arabistan aynı anda ABD ile güvenlik ilişkisini sürdürebilir, Türkiye ve Pakistan ile Mekke Anlaşması’nı kurumsallaştırabilir, BAE ile yeniden yakınlaşabilir ve İran’la diplomatik kanalları açık tutabilir. Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Japonya ile QUAD içerisinde yer alırken, Rusya ve Çin ile BRICS’te işbirliğini genişletebilir; Orta Asya ülkeleri, Taliban yönetimini tanımadan Afganistan’ı ticaret, ulaştırma ve güvenlik mekanizmalarına dahil edebilir. Bu davranışlar, klasik “kamp seçme” mantığından ziyade stratejik portföy çeşitlendirmesine daha çok benzemektedir.
Üçüncüsü, ekonomik güvenlik ile askeri güvenlik arasındaki çizgi giderek daha belirsizleşmektedir. Türkiye’de fon piyasasındaki kriz, Avrupa’nın kış öncesi düşük gaz stokları, yapay zekâ veri merkezlerinin sermaye ve elektrik ihtiyacı veya Panama Kanalı’nın El Niño nedeniyle kapasite azaltması aynı temel soruya- sistem ne kadar verimli olduğundan çok, şoka ne kadar dayanıklıdır?- bağlanmaktadır.
Dolayısıyla Eylül 2026’yı tanımlamak için en açıklayıcı kavram “ağ bağlantılı kırılganlık” olabilir. Bir boğazdaki saldırı Avrupa’da enflasyona, bir İHA saldırısı rafineri üretimine, bir fonun likidite açığı hisse senedi endeksine, yapay zekâ yatırımlarındaki sermaye maliyeti ise enerji şebekesine aktarılabilmektedir.
1. DÖNEM İÇİNDE BÖLGESEL GELİŞMELER
a. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz
Irak: ABD Geri Çekilmesi ve Bölgesel Etkileri
ABD, 2003 yılında başlayan askeri işgalin ardından 23 yıllık askeri varlığını sonlandırarak 30 Eylül 2026 itibarıyla Irak'tan resmen ve tamamen çekilmiştir. Pentagon verilerine göre çekilme öncesinde ülkede yaklaşık 2 bin 500 ABD askeri ve 9 askeri üs bulunuyordu. 23 yıllık askeri operasyon ve işgal döneminin ardından gelen bu tahliyenin, bölgede güvenlik gelişmelerine yol açması beklenmektedir. Irak hükümeti, tüm askeri üslerin ve hava sahasının kontrolünü devralarak egemenlik iddiasını güçlendirse de, Irak ordusunun hava savunma, gözetleme, ileri istihbarat ve lojistik alanlarında Amerikan askeri teknolojisine olan yapısal bağımlılığı hâlâ sürmektedir. Bu durum, özellikle Haşdi Şabi milislerinin otonom hareket alanını genişletme ve Sünni-Kürt nüfuz bölgelerinde fiili otorite kurma potansiyelini artırmaktadır. Söz konusu milis güçlerin devlet ordusuna entegrasyon planlarının Haziran 2027’ye ertelenmesi, iç siyasi kırılganlıkları ve merkezi hükümetin otorite zafiyetini artırabilecek temel bir risk faktörüdür. Eş zamanlı olarak, Kuzey bölgesinin İHA ve balistik füze tehditlerine karşı hava savunmasız kalması, DEAŞ’ın uyuyan hücrelerinin asimetrik saldırılarla yeniden zemin kazanması için elverişli bir ortam yaratabilir (Iraqi News Agency, 2026; Arab News, 2026).
Bölgesel denklemde ise Ankara ve Tahran’ın olası stratejik hamleleri merak edilmektedir. İran, askeri geri çekilmeyle birlikte Bağdat üzerindeki siyasi, ekonomik ve paramiliter ağırlığını pekiştirme arayışında olacaktır. Türkiye açısından bu yeni dönem, sınır güvenliğinin güçlendirilmesini ve terörle mücadele konseptinin güncellenmesini gerektirmektedir. Oluşabilecek otorite boşluğunun istismar edilmesini önlemek için Ankara-Bağdat-Erbil hattındaki istihbari ve operasyonel koordinasyonun derinleştirilmesi Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından stratejik bir gerekliliktir.
Mekke Anlaşması: Kurumsallaşma Çabaları
Ağustos'ta imzalanan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında eylülde kurumsal düzeyde somut adımlar atılmıştır. İstanbul’daki Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısında Suudi Arabistan’da bir sekretarya kurulması, ilk genel sekreterin Pakistan’dan atanması, savunma sanayii, ortak teknoloji geliştirme ve üretim hedefleri kararlaştırılmıştı. 19 Eylül’de askeri karargâha ilişkin teknik çalışmaların da büyük ölçüde tamamlandığı açıklandı. 25 Eylül’de Riyad’da toplanan askeri liderler ise istihbarat paylaşımı, askeri koordinasyon ve kabiliyet entegrasyonunu görüştüler (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026a; Saudi Press Agency, 2026).
Bu gelişme, ittifakın önemini metindeki “birine saldırı hepsine saldırıdır” maddesinden daha ileriye taşımaktadır. Caydırıcılığın gerçek değeri siyasi taahhütten çok, önceden oluşturulmuş komuta, istihbarat ve birlikte çalışabilirlik kapasitesine bağlıdır. Eylül ayında atılan adımlar bu ikinci düzleme geçişin ilk işaretleridir.
İran’ın tepkisi de önemlidir. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan 27 Eylül’de anlaşmayı Müslüman ülkelerin birliği açısından olumlu bir adım olarak tanımladı. Bu söylem, Tahran’ın yapıyı açık biçimde İran karşıtı bir Sünni ittifak olarak çerçevelemeyi tercih etmediğine işaret ediyor (Anadolu Ajansı, 2026a). Buna karşılık ittifakın gelecekte İran’ı nasıl etkileyeceği söylemden çok görev tanımı, tehdit planlaması, hava savunma entegrasyonu ve yeni üyeliklerle belirlenecektir.
BAE ise anlaşmaya katılma isteğini belirtmemekle birlikte, Husilerin Suudi hedeflerine yönelik saldırılarının ardından onlara güçlü desteğini ifade etmiştir. 29 Eylül’de BAE Başkan Yardımcısı Mansur bin Zayid’in Suudi Arabistan ziyareti, iki ülke arasında 2025’ten beri belirginleşen Yemen kaynaklı gerilimin yumuşama ihtimaline işaret etmektedir (UAE Ministry of Foreign Affairs, 2026).
Suudi Arabistan tek bir ittifaktan ziyade; birbirinin alternatifi olmayan güvenlik katmanları oluşturuyor. Riyad açısından Mekke Anlaşması, BAE ile normalleşme, ABD bağlantısı ve İran’la diplomasi eş zamanlı olarak sürdürülebilir görünüyor. Bu yapı klasik ittifak teorisindeki katı “dengeleme” yerine, riskleri farklı “ilişkiler arasında dağıtma” (hedging) stratejisini işaret ediyor.
Yemen, BAE ve İsrail
Diğer taraftan, BAE-İsrail güvenlik ilişkileri eylülde üst düzey temaslara sahne oldu. Netanyahu’nun 27 Eylül Abu Dabi ziyareti bölgesel güvenlik ve özellikle İran üzerinde yoğunlaştı. BAE, İsrail’le 2020 sonrası doğrudan iletişim kanallarının açık olduğunu daha önce kamuoyuna açıklamıştı. Husi füze/İHA tehdidi ve Kızıldeniz seyrüsefer güvenliği Abu Dabi ile İsrail arasındaki istihbarat ve güvenlik koordinasyonunun değerini artırmaktadır.
Husiler ve iki boğazlı enerji riski
Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki stratejik liman şehri Moha ve Babülmendep çevresindeki ilerleyişi, Hürmüz’deki sıkışmayı telafi etmek için kullanılan Kızıldeniz güzergâhına yönelik tehdidi artırmıştır. BM, 15 Eylül’de ticari trafiğin henüz belirgin biçimde etkilenmediğini, ancak Husi ilerleyişinin piyasa kaygılarını artırdığını açıklamıştır (UN DPPA, 2026).
Burada temel değişken boğazın fiziksel olarak “kapanması” değildir. Deniz ticaretinde, algılanan tehditler nedeniyle sigorta maliyetleri, mürettebat riski, konvoy ihtiyacı ve rota değişiklikleri nedeniyle maliyet artışları yaşanmaktadır.
b. Avrupa ve Balkanlar
Almanya: federal seçim değil, Berlin’den gelen siyasi sinyal
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde düzenlenen meclis seçimini, Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yüzde 44 oyla kazandı, ancak tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadı. Federal hükümetin büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ise 2021'e göre 19,9 puan kaybederek yüzde 17,2 ile ikinci sırada kaldı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 9,1 ile üçüncü, Yeşiller yüzde 8,9 ile dördüncü, Sol Parti (Die Linke) ise yüzde 8,6 ile beşinci oldu (Anadolu Ajansı, 2026). Berlin Eyalet Meclisi seçiminde ise oylar partiler arasında dağılırken Sol Parti %25,7, Aşırı Sağ (AfD) ise %16,3 alarak oylarını artırdı. Merkez partiler CDU ve SPD ise 2023’e göre belirgin bir kayıp yaşadı (Der Landeswahlleiter für Berlin, 2026).
Ortaya çıkan sonuçları Almanya'nın sağa kayması şeklinde tek bir eksende okumak yanıltıcıdır. Ancak merkez partilerin aynı anda farklı yönlerden seçmen kaybettiği ve parti sisteminin parçalı hale geldiği; yaşam maliyeti, konut, göç ve güvenlik konularının geleneksel parti bağlılıklarını aşındırabildiğini göstermektedir.
Estonya-Rusya: Ukrayna Savaşı'nın NATO topraklarına yayılma riski
1 Eylül’de Rusya sınırı yakınındaki dronların Estonya hava sahasına girmesi hava saldırısı alarmına ve NATO Baltık Hava Polisliği uçaklarının kaldırılmasına yol açtı. Ay içinde Rusya tarafında Narva sınır hattındaki Kingisepp ve Slantsı bölgelerinde geçici hareket kısıtlamaları getirildi. Baltık bölgesindeki GPS karıştırması ise sivil havacılık prosedürlerini değiştirecek kadar rutinleşmiş durumda (Estonian Ministry of Foreign Affairs, 2026; ERR, 2026). Bu tablo, doğrudan Rusya-NATO savaşına işaret eden bir gösterge değildir. Daha önemli olan, barış ile savaş arasındaki operasyonel alanın genişlemesidir. Elektronik harp, sınır ihlali, İHA, sabotaj ve siber operasyonlar Article 5 eşiğinin altında kalabilir; ancak NATO’nun sürekli kaynak tahsis etmesine neden olabilir. Baltık, Rusya’nın bu “eşik altı yıpratma” modelinin en görünür laboratuvarıdır.
Birleşik Krallık’ın iç jeopolitiği
İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki milliyetçi siyasi partilerin anayasal değişim ve Avrupa ile yeniden bütünleşme hedefleri doğrultusunda işbirliğini artırma kararı alması dikkat çekmiştir. İskoç ve Galler hükümetlerinin aynı dönemde imzaladığı Cardiff Anlaşması, AB ile ilişkiler dahil olmak üzere uluslararası işbirliğini kurumsal gündeme taşımıştır (The New Union Post, 2026; Scottish Government, 2026). Brexit’in jeopolitik sonucu yalnızca Londra-Brüksel ilişkilerinde değil, Birleşik Krallık içindeki egemenlik tartışmasının Avrupa entegrasyonuyla yeniden bağlanmasında da görülmektedir.
Avrupa kışa ne kadar hazır?
25 Eylül itibarıyla AB’de doğal gaz depoları yaklaşık %70 dolulukla, bir önceki yılın yaklaşık 12 puan altındadır; Almanya ise 28 Eylül’de yalnızca %57 dolulukla kışa giriyor. Buna rağmen AB Komisyonu LNG altyapısının genişlemesi, kaynak çeşitlendirmesi ve talep düşüşü nedeniyle yakın vadeli fiziksel arz kesintisini temel senaryo olarak görmemektedir (European Commission, 2026). Dolayısıyla Avrupa’nın 2026-27 kışındaki asıl riski, gazın tamamen tükenmesinden çok, fiyat esnekliğinin zayıflamasıdır. Sert kış, küresel LNG sıkışması ve Hürmüz/Katar arzındaki sorunların aynı anda oluşması hâlinde Avrupa fiziksel olarak gaz bulabilir; ancak bunu Asya’ya kıyasla daha yüksek fiyat vererek yapmak zorunda kalabilir. Bu ayrım, enerji krizini yalnızca “arz güvenliği” meselesi olmaktan çıkarıp bir enflasyon sorunu olarak da ortaya koymaktadır.
c. Kafkasya – Orta Asya
Afganistan: Tanınmadan entegrasyon
Rusya Temmuz 2025’te Taliban yönetimini resmen tanıyan ilk ve tek ülkedir. Bununla birlikte, uluslararası toplumun büyük bir bölümü Taliban'ı resmî olarak tanımamaktadır. Buna rağmen Orta Asya devletleri Afganistan’ı sınır ticareti, ulaştırma, enerji, terörle mücadele ve insani mekanizmalar üzerinden bölgesel sisteme dahil etmektedir. Bölümlenmiş pragmatizm (compartmentalized pragmatism) (Popalzay, 2026) ve parçalanmış meşruiyet (fragmented legitimacy) (Bano, 2026) olarak kavramsallaştırılan bu yaklaşımda diplomatik tanıma, ticaret, güvenlik ve insani ilişki birbirinden ayrılarak her alanda farklı seviyede angajman mümkün hâle gelmektedir. Bu ne tam bir normalleşme ne de izolasyondur; meşruiyet ile işlevselliğin ayrışmasıdır.
d. Hint-Pasifik
BRICS: Batı’nın alternatifi mi?
12–13 Eylül Yeni Delhi Zirvesi, BRICS’in genişlemesinden sonraki ilk büyük kurumsal sınavlarından biri olarak ilgi çekmiştir. Zirve bildirisi, siyasi-güvenlik, ekonomik-finansal ve toplumsal işbirliğini üç ana sütun olarak korurken, yerel para birimleri, sınır ötesi ödeme sistemleri, kritik mineraller, dijital altyapı ve yapay zekâ işbirliğini de vurgulamıştır (Prime Minister of India, 2026).
BRICS içinde Çin ile Hindistan’ın örgütün geleceğine ilişkin vizyonlarının ayrıştığını belirtmek gerekir. Xi Jinping açık kaynak YZ, yeni sanayileşme, tedarik zinciri ve dijital işbirliği üzerinden BRICS’i daha işlevsel bir ekonomik-teknolojik ekosisteme dönüştürmek istiyor (Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, 2026). Hindistan ise Küresel Güney’in “kural yapıcı” kapasitesini artırmaya çalışırken BRICS’in Çin merkezli anti-Batı bloğuna dönüşmesini sınırlayan bir stratejik özerklik çizgisi izliyor. Modi-Xi görüşmesindeki normalleşme, yapısal sınır ve ticaret sorunlarını ortadan kaldıran bir ortaklıktan çok, rekabeti yönetme mekanizmasıdır. BRICS’in yakın vadeli gücü, ortak askeri veya dış politika üretmekten ziyade, uluslararası sistemde stratejik seçenek alanını genişletmek ve yeni normlar oluşturmaktır (İstanbul Strateji, 2026b).
e. Afrika
Sudan’da savaş eylülde özellikle Kuzey Kordofan’da yoğunlaşan İHA saldırılarıyla yeni bir aşamaya geçti. Hükümet karşıtı RSF’nin hükümet kontrolündeki şehir ve altyapıya yönelik dron saldırıları arttı; BM verilerine göre yalnızca yılın ilk yarısında her iki tarafın İHA saldırıları binlerce sivilin ölümüne neden oldu. Sudan çatışmasının stratejik önemi, “bir başka Afrika iç savaşı” olmasından değil, ucuz uzun menzilli sistemlerin devletlerin savunma sistemlerini etkisiz hâle getirmesinden kaynaklanıyor. Cephe hattı yüzlerce kilometre uzakta olsa bile elektrik altyapısı, havaalanı veya idari merkezler hedef hâline gelebilmektedir. Bu, toprak kontrolü ile stratejik derinlik arasındaki geleneksel ilişkiyi zayıflatmaktadır. Sudan’ın Kızıldeniz kıyısı da Yemen’deki gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde, Afrika Boynuzu-Kızıldeniz kuşağında deniz güvenliği, iç savaşlar ve dış aktör rekabeti arasında daha güçlü bir bağ oluşmaktadır.
f. Kuzey ve Güney Amerika
ABD’nin Eylül ayındaki dış politika söyleminin en belirgin ifadesi Başkan Trump’ın BM Genel Kurulu konuşması oldu. Trump, egemenlik, ulusal çıkar, Amerikan askeri gücü, İran ve yapay zekâ rekabetini öne çıkarırken, çok taraflı yapıların ulusal karar alma alanını sınırlamasına yönelik eleştirilerini sürdürdü (The White House, 2026a). Bu yaklaşım BRICS ve BM’deki Küresel Güney söylemiyle paradoksal biçimde “egemenlik” kavramında buluşuyor. Ayrışma ise egemenliğin ne için kullanılacağı konusunda ortaya çıkmaktadır. Washington daha geniş bir ulusal hareket alanını; birçok Küresel Güney ülkesi ise büyük güç merkezli kurumsal hiyerarşinin azaltılmasını aynı kavramla savunuyor.
g. ARKTİK
22 Eylül’de ABD, Danimarka ve Grönland arasında imzalanan anlaşma 1951 Grönland Savunma Anlaşması’nı güncelledi. Metin Danimarka Krallığı’nın egemenliğini ve Grönland halkının kendi geleceğini belirleme hakkını teyit etmektedir (Danish Prime Minister’s Office, 2026; The White House, 2026b). Bununla birlikte, ABD açısından stratejik değer mülkiyette değil, erişim ve güvenlik altyapısındadır. Grönland, Kuzey Amerika füze erken uyarısı, Arktik geçişler, Rusya’nın kuzey kuvvetleri, Çin’in kutup ilgisi ve kritik minerallerin kesişim noktasında yer alıyor. Bu nedenle anlaşma, toprağın egemenliğini değiştirmeden onun jeostratejik kullanım değerini yeniden tanımlamaktadır.
h. UZAY
Pituffik Uzay Üssü (eski adıyla Thule Hava Üssü), ABD, Danimarka ve Grönland arasında 22 Eylül 2026'da imzalanan yeni Grönland Güvenlik Anlaşması'nın merkezinde yer almaktadır. Pituffik Uzay Üssü’nün Grönland Anlaşması’ndaki merkezi rolü, Arktik güvenliği ile uzay güvenliği arasındaki ayrımın giderek belirsizleştiğini gösteriyor. Erken uyarı radarları, füze takibi ve uzay gözetleme altyapısı, Arktik’teki kara varlığını küresel stratejik caydırıcılığın bir parçasına dönüştürüyor. Buradaki gelecek eğilimi, uzayın ayrı bir “alan” olmaktan çıkıp nükleer caydırıcılık, füze savunması ve konvansiyonel savaşın sensör katmanı hâline gelmesidir.
2. ÇATIŞMALAR VE BARIŞ GİRİŞİMLERİ
a. Rusya-Ukrayna
Eylül ayında savaşın en dikkat çekici özelliği, Rusya ve Ukrayna’nın derinliklerine yönelik karşılıklı saldırıların normalleşmesiydi. Moskova bölgesindeki 20 Eylül saldırısında bir petrol rafinerisinin vurulması, Ukrayna’nın yalnızca cephe lojistiğini değil, Rus savaş ekonomisinin enerji altyapısını da hedefleme kapasitesini g östermiştir. Bu durum, Rusya’yı taktik nükleer silaha mı yoksa müzakereye mi yaklaştırdı? Sorusunu gündeme getirmiştir. Eylül verileri iki yönde aynı anda hareket olduğunu gösteriyor. Putin, 18 Eylül’de nükleer üçlünün güçlendirilmesini öncelik olarak vurgularken, Kremlin ay sonunda ABD ile silahların kontrolüyle ilgili görüşmelerin derhal yeniden başlatılması gerektiğini dile getirdi. Washington-Moskova arasında Ukrayna ve savaş sonrası enerji ilişkileri üzerine görüşmeler de sürdü (TASS, 2026a, 2026b). Zaman zaman dile getirilmesine karşın, çık kaynak verileriyle “taktik nükleer eşiğe yaklaşılmıştır” sonucuna varmak için henüz yeterli operasyonel gösterge yoktur. SIPRI’nin Haziran 2026 değerlendirmesi de ABD tarafından yıllar önce öngörülen Rus taktik nükleer harp başlığı genişlemesinin henüz gerçekleşmediğini belirtmektedir (SIPRI, 2026). Rusya’nın mevcut stratejisi “tırmanma yoluyla pazarlık” olarak tanımlanabilir. Bu stratejide taraflar karşı tarafın ekonomik ve stratejik maliyetini artırırken müzakere seçeneğini kapatmaz. Ancak derin saldırılar nükleer komuta, erken uyarı veya stratejik kuvvet altyapısına yaklaştıkça, yanlış hesaplama riskinin doğrusal olmayan bir biçimde artmasının mümkün olduğunu unutmamak gerekir.
b. ABD-İran
Eylül ayında diplomasi tamamen terk edilmemiştir. İran, BM haftasında Hürmüz’ün yeniden açılması ve bölgesel çatışmanın durdurulmasına yönelik bir teklif iletmiş; ABD yönetimi ise bu teklifteki şartları yetersiz bulmuştur. Tarafların müzakere söylemini koruması, çatışmanın genişlemesinin kaçınılmaz olmadığını; ancak müzakerenin askeri baskının alternatifi değil, onunla birlikte yürütülen bir aracı hâline geldiğini göstermektedir.
c. İsrail-Hamas; İsrail-Hizbullah
BM Genel Kurulu marjında Türkiye, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Ürdün, Mısır, Pakistan ve Endonezya dışişleri bakanları, Gazze’de ateşkesin korunması, insani erişim ve kritik altyapının onarılmasına ilişkin ortak bir açıklama yayımlamıştır (UAE Ministry of Foreign Affairs, 2026b). Gazze’de siyasi öncelik geçiş düzeninin uygulanabilirliğidir. Gazze’de güvenlik kontrolü, insani yardım, yönetim, yeniden inşa ve silahsızlanma aynı siyasi pakette çözülemediği sürece, ateşkes çatışmanın çözümü değil, yalnızca ertelenmesi olarak kalabilir.
d. Yemen Krizi
Yemen’in eylül ayında yeniden geniş bir savaş alanına dönüşmesi, önceki aylık raporda yüksek riskli olarak gösterilen Babülmendep riskini doğrulamıştır. Husilerin kıyı kazanımları ve Suudi hedeflerine yönelik füze/İHA saldırıları, Mekke Anlaşması’nın kâğıt üzerindeki kolektif savunma taahhüdünü operasyonel planlama açısından baskı altına almaktadır. Yemen bu nedenle Ekim ayında üç ayrı ilişkiyi aynı anda test edecektir: Türkiye-Pakistan-Suudi kolektif savunma kapasitesi; Suudi-BAE normalleşmesi; İran’ın Husi üzerindeki gerçek kontrol kapasitesi.
e. Diğer: Çatışma Eğilimleri
Eylül ayının çatışma teknolojisindeki ortak paydası “uzaklığın ucuzlamasıdır”. Moskova, Kordofan, Yanbu veya Baltık hava sahası örneklerinde, yüzlerce kilometrelik mesafenin artık devletlere güvenli bir stratejik derinlik sağlamadığı görülmüştür. Konuyla ilişkili olarak Avrupa ülkeleri medyasında yer bulan haberlerde; İspanya, Fransa ve İtalya’daki kritik hedeflere Rusya ile ilişkili ticari gemilerden Gerbera dronları fırlatılabileceği istihbaratı (CIA) yer almıştır. İstihbaratın doğruluğu bilinmemekle birlikte, ticari deniz taşımacılığının hibrit bir operasyon platformuna dönüşmesi ihtimali dikkate alınmaktadır (Euronews, 2026).
3. TEMATİK GELİŞMELER
a. İklim Değişimi
23 Eylül’de BM Genel Kurulu haftası kapsamında ayrı bir yüksek düzeyli iklim zirvesi düzenlendi. Zirvede temiz enerji geçişinin hızlandırılması, iklim finansmanı ve dayanıklılık öne çıktı. Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 de bu gündemin doğrudan devamı olacak; COP31 9–20 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek (United Nations, 2026a; UNFCCC, 2026). İklim zirvelere konu olmakla birlikte, stratejik hiyerarşide güvenlik ve enerji fiyatlarının gerisinde kalmaktadır. Bunun somut örneklerinden biri, Avrupa’nın enerji güvenliği baskısı altında 2027’de başlaması planlanan metan gazı ithalat kurallarını erteleme konusunu tartışmasıdır. COP31’in başarısı, bilinen ve gerçekleşmeyen hedeflerin tekrarından ziyade acil konularla ilgili finansman, sanayi dönüşümü ve gelişmekte olan ülkelerin teknolojiye erişimi konusunda uygulanabilir mekanizmalar üretmesine bağlı olacaktır.
b. Teknoloji – Yapay Zekâ
YZ’nin finansal olarak yeni bir balon ürettiği tartışmasında teknoloji ve finansın birbirinden ayrılması gereklidir. İstanbul Strateji’nin “Teknolojik Devrimler, Finansal Balonlar ve Yapay Zekâ” analizinin temel tezi bu bakımdan önemlidir: bir teknoloji gerçek ve dönüştürücü olduğu için finansal balonlar üretmeye daha yatkın olabilir; büyük gelecek kazançlarının zamanı ve kazananları bilinmediğinde piyasalar geleceği bugünden aşırı fiyatlayabilir (İstanbul Strateji, 2026d). YZ’de asıl kırılganlık, model şirketlerinin değerlemelerinden daha geniştir. Çipler, veri merkezleri, enerji üretimi, şebeke bağlantıları ve bulut kontratları, büyük miktarda sermayenin talep henüz kesinleşmeden sabit altyapıya dönüştürülmesine neden olmaktadır. Bir düzeltme yaşanırsa, teknoloji ortadan kalkmayabilir; demiryolu ve internet örneklerinde olduğu gibi kapasite el değiştirebilir ve sonraki büyüme dalgası için daha ucuz bir altyapı hâline gelebilir (İstanbul Strateji, 2026d).
YZ alanında dikkat çeken diğer bir risk ise YZ’nin saldırı kapasitesi üretmesidir. Eylül ayında enerji şirketleri ve finans kuruluşlarından otonom/ajan tabanlı saldırıların geleneksel siber savunmanın tepki süresini aşabileceğine ilişkin çok sayıda uyarı yapılmıştır.
c. Ekonomi – Ticaret
Türkiye’de Fon Krizi
Türkiye’nin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermiştir. Bu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunduğu belirtilmiştir. SPK’nın kendi açıklaması sorunun izlerinin 2025’in son çeyreğine uzandığını ve bazı serbest/para piyasası fonlarının düşük fiili dolaşımlı hisselerde temel finansal büyüklüklerle açıklanması güç fiyat hareketleri oluşturduğunu belirtmektedir (SPK, 2026a, 2026b, 2006c). Kriz kısa sürede uluslararası gündeme taşınarak Türkiye sermaye piyasasının fiyat oluşumu ve yatırımcı korumasına ilişkin dış algıyı da şekillendirmektedir (The Economist, 2026). Krizde sorumluluğu bulunanların siyasi bağlantıları nedeniyle Türkiye’de siyasi gündemi de belirleyen bu krizin çok boyutlu etkilerinin ekim ayında da devam edeceği değerlendirilmektedir.
d. Enerji
Avrupa kışa tarihsel olarak düşük sayılabilecek doğal gaz stoklarıyla girerken, Orta Doğu’daki risk aynı anda petrol ve LNG rotalarını etkilemektedir. Bu durum Avrupa’nın enerji krizini 2022’den farklılaştırmaktadır. Avrupa Rus boru gazına bağımlılığını önemli ölçüde azaltmış, ancak bunun yerine küresel LNG piyasasının marjinal fiyatına daha fazla bağımlı hâle gelmiştir. Bu nedenle Hürmüz veya Katar LNG’sinde aksama artık yalnızca Orta Doğu enerji riski değildir; doğrudan Avrupa sanayi maliyeti, enflasyon patikası ve Türkiye’nin enerji ithalat faturasıdır. Eylül sonunda Avrupa’da gaz fiyatları ve enflasyon beklentilerindeki yükseliş, bu etkileşimi göstermiştir.
4. TÜRKİYE PERSPEKTİFİ
Eylül gelişmelerinden Türkiye açısından beş stratejik sonuç çıkmaktadır.
Birincisi, Türkiye’nin jeopolitik konumu transit ülke olmaktan sistem düğümü olma yönünde evrilmektedir. Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz bağlantıları, Irak sonrası güvenlik düzeni, Mekke Anlaşması ve Orta Koridor aynı anda Ankara’ya hareket alanı sağlarken aynı ölçüde dış şok etkilerine maruz bırakmaktadır.
İkincisi, Mekke Anlaşması Türkiye için yalnızca diplomatik prestij değil, aynı zamanda bir kapasite yükümlülüğüdür. Karargâh, istihbarat ve müşterek savunma gerçek hâle geldikçe, Türkiye’nin Suudi güvenliğine ilişkin taahhüdü de daha somut hâle gelecektir. Bunun hava savunması, lojistik, savunma sanayii ve kuvvet planlaması bakımından maliyetleri ve fırsatları birlikte değerlendirilmelidir.
Üçüncüsü, deniz güvenliği ekonomik güvenliğin ayrılmaz bir unsurudur. Marmara’daki yoğun ticari trafik, Boğazlar, derin deniz arama-kurtarma ve gemi trafik yönetimi kapasitesinin stratejik önemini göstermektedir (Anadolu Ajansı, 2026b).
Dördüncüsü, fon krizi finansal düzenlemeyi ulusal dayanıklılık meselesine dönüştürmektedir. Sermaye piyasası derinliği, ancak likidite, şeffaf fiyat oluşumu ve yatırımcı güveniyle birlikte stratejik bir avantajdır; aksi durumda finansal derinleşme olumsuz etkileşimleri hızlandırabilir.
Beşincisi, Avrupa’nın düşük gaz stokları Türkiye için farklı sonuçlar doğurmaktadır. LNG, TANAP, Azerbaycan gazı, depolama ve bölgesel ticaret altyapısı daha önemli hâle gelirken, yüksek Avrupa fiyatları Türkiye’nin ithalat maliyetini de artırabilir.
5. RİSK MATRİSİ — EKİM 2026
Önceki ayın risk matrisi ne ölçüde doğrulandı?
Ağustos raporundaki Eylül risk tahminlerinin gerçekleşme testi, tahmin sisteminin gözden geçirilmesi açısından önemlidir (İstanbul Strateji, 2026c). Önceki Aylık Raporun matrisi; deniz-enerji, Rusya-Ukrayna altyapı savaşı, Sudan, Panama ve YZ-siber risklerinde yönü doğru yakaladı; buna karşılık Türkiye-İsrail, Türkiye-Yunanistan, Pakistan-Afganistan ve Hindistan-Pakistan gibi devletler arası sıcak kriz ihtimallerine fazla ağırlık verdiği ortaya çıktı. Ayrıca Türkiye’deki yatırım fonu likidite sorunu ve Baltık’taki hibrit güvenlik baskısı yeterince öngörülmemişti.
EKİM 2026 RİSK MATRİSİ
Ölçek: 1 çok düşük · 2 düşük · 3 orta · 4 yüksek · 5 çok yüksek.
Skor: Olasılık × Etki.
Risk | Olasılık | Etki | Skor | Zaman | Erken uyarı göstergeleri | Türkiye’ye yansıma |
Hürmüz-Babülmendep bağlantılı enerji/deniz şoku | 4 | 5 | 20 | 0–3 ay | Tanker akışı, savaş sigortası, Husi füze/İHA faaliyeti | Enerji, enflasyon, cari denge, navlun |
Rusya-Ukrayna derin saldırıları ve Avrupa’ya hibrit taşma | 4 | 4 | 16 | 0–3 ay | Moskova/Karadeniz enerji hedefleri, Baltık İHA/GPS olayları | NATO, Karadeniz, turizm ve ticaret |
Avrupa kış enerji-fiyat şoku | 4 | 4 | 16 | 1–6 ay | AB/Almanya depolama, LNG fiyat farkları, sıcaklık | Doğalgaz maliyeti, ihracat pazarı |
Çok güçlü El Niño’nun gıda/lojistik etkisi | 4 | 4 | 16 | 1–9 ay | Panama su seviyesi, tahıl/şeker, Güney Amerika yağışları | Gıda enflasyonu, navlun |
Baltık’ta Rusya-NATO eşik altı olayının kontrolden çıkması | 3 | 5 | 15 | 0–6 ay | Hava sahası ihlali, sabotaj, elektronik harp | NATO yükümlülükleri, Avrupa güvenliği |
Mekke Anlaşması-Husi krizinin askeri yükümlülük gerektirmesi | 3 | 4 | 12 | 0–6 ay | Suudi hedeflerine yeni saldırılar, müşterek karargâh faaliyeti | Savunma planlaması, diplomasi |
Irak sonrası devlet-milis rekabetinin sertleşmesi | 3 | 4 | 12 | 1–6 ay | Şii milislerin hareketliliği, DEAŞ faaliyeti, Erbil güvenliği | Irak ticareti, sınır güvenliği |
Sudan savaşının Kızıldeniz güvenliğine daha fazla etkide bulunması | 4 | 3 | 12 | 1–6 ay | Port Sudan, İHA menzili, mülteci hareketleri | Afrika/Kızıldeniz bağlantısı |
YZ siber ajan riski | 3 | 4 | 12 | 3–12 ay | Otonom saldırılar | |
Akdeniz’de ticari gemi kaynaklı hibrit İHA olayı | 2 | 5 | 10 | 0–6 ay | Resmî istihbarat teyidi, şüpheli gemi/İHA vakaları | Limanlar, Boğazlar, turizm |
6. SENARYO ANALİZİ — EKİM 2026
Eylül senaryolarının gerçekleşme testi
İstanbul Strateji’nin 5 nolu raporunda Eylül için Kontrollü Normalleşme %20, Yönetilen Fakat Yüksek Gerilim %55, Bağlantılı Krizler ve Küresel Risk Şoku %25 olarak üç senaryo oluşturulmuştu (İstanbul Strateji, 2026c). Eylül sonucuna en yakın olan Senaryo 2 — Yönetilen Fakat Yüksek Gerilim oldu. Rusya-Ukrayna derin saldırıları devam etti; ABD-İran diplomasi kanalı kapanmadı, ancak sonuç çıkmadı; Hürmüz baskısı sürerken Babülmendep riski arttı. Türkiye-İsrail ve Türkiye-Yunanistan hatlarında ise sıcak bir kriz yaşanmadı.
Bununla birlikte, Eylül Senaryo 2’nin merkezinde yer alıyordu, fakat Senaryo 3 yönünde sapma gösterdi. Özellikle Husi ilerleyişi, Suudi enerji altyapısına yönelik saldırılar, Moskova'nın derin saldırıları ve Avrupa enerji fiyatları sistemlerin birbirine bağlanma riskini artırdı. Ancak enerji, finans ve askeri güvenlikte eş zamanlı bir küresel kırılma yaşanmadığı için Senaryo 3 bütünüyle gerçekleşmedi.
Kontrollü normalleşme senaryosu ise gerçekleşmedi. Hürmüz ve Babülmendep aynı anda gevşemedi, Gazze geçiş mekanizması kalıcı bir çözüm üretmedi ve Rusya-Ukrayna arasındaki derin saldırılar azalmadı.
EKİM SENARYOLARI
🟢 Senaryo 1 — Risklerin Birbirinden Ayrışması
Olasılık: %25
ABD-İran diplomasisinde sınırlı ilerleme sağlanır; Husi-Suudi gerilimi yeni, geniş kapsamlı bir enerji saldırısına dönüşmez. Avrupa kışa düşük fakat yönetilebilir stoklarla girer. Rusya-Ukrayna derin saldırıları sürse de, taraflar enerji hedeflerine yönelik saldırıların sınırlandırılması konusunda kısmi ilerleme sağlar. Türkiye’de fon tasfiye süreci piyasa geneline bulaşmadan yürütülür.
Bu senaryo “barış” değil, risklerin birbirinden ayrıştırılabilmesi anlamına gelir.
🟡 Senaryo 2 — Yönetilen Çoklu Gerilim
Olasılık: %55
En olası görünüm, Eylül eğiliminin sürmesidir. Hürmüz ve Babülmendep yüksek riskli, ancak işleyen rotalar olarak kalır; Suudi-Husi karşılıklı saldırıları dönemsel olarak devam eder. Rusya ve Ukrayna derin hedeflere saldırmayı sürdürür, ancak nükleer eşiğe ulaşılmaz veya doğrudan NATO-Rusya çatışması çıkmaz. Avrupa gaz bulur, fakat maliyeti yüksek olur. Türkiye’de fon tasfiyesi sürerken sistemik kriz riski kontrol altında tutulur. Bu ortamın temel özelliği, krizler çözülmemiş olmasına rağmen sistemin yüksek maliyetle çalışmaya devam etmesidir.
🔴 Senaryo 3 — Ağ Etkili Eşzamanlı Şok
Olasılık: %20
Hürmüz/Babülmendep enerji taşımacılığında yeni bir kesinti, Baltık veya Karadeniz’de NATO-Rusya gerilimini artıracak bir olay, Avrupa’da sert kış ve küresel finans piyasalarında YZ/teknoloji kaynaklı bir düzeltme aynı döneme denk gelebilir. Türkiye’de fon tasfiyesinde yeni likidite sorunları ve siyasi kriz bu dış şokla birleşebilir.
Bu senaryonun tehlikesi, olayların ayrı ayrı büyüklüğünden çok, etkileşimlerin artmasıdır. Bir enerji şoku enflasyona; enflasyon faizlere; faizler teknoloji değerlemelerine ve gelişmekte olan ülke finansmanına; askeri gerilim ise enerji ve lojistik primlerine aynı anda yansır.
7. STRATEJİK ÇIKARIMLAR
ABD’nin Irak’taki askeri misyonunun sona ermesi ABD’nin Orta Doğu’dan çekildiği anlamına gelmemektedir; bölgesel güvenlik sisteminin biçimi değişmektedir. Güvenlik ve istikrar arayışında yerel ve küçük çok taraflı ortaklıklar daha fazla sorumluluk alabilecektir.
Mekke Anlaşması deklarasyon aşamasını geçmektedir. Sekretarya, karargâh, istihbarat paylaşımı ve kabiliyet entegrasyonu gerçek kurumsallaşmanın ilk testleridir. Türkiye açısından bundan sonraki soru ayrıntılı görev tanımı ve yükümlülük listesidir.
BAE-İsrail, BAE-Suudi ve İran-Mekke İttifakı etkileşimleri bölgenin iki karşıt kampa ayrılmadığını göstermektedir. Aktörler rakipleriyle diplomasi sürdürürken başka alanlarda güvenlik ortaklıkları kurmaktadır. Bölgesel düzen giderek “örtüşen ittifaklar” oluşturmaktadır.
Rusya-Ukrayna savaşı, nükleer eşiğe ilişkin söylemsel riski artırmıştır; ancak Eylül verileri, taktik nükleer kullanım hazırlığını göstermemektedir. Daha güçlü bir örüntü, derin konvansiyonel saldırılarla müzakere kozunun eşzamanlı olarak artırılmasıdır.
Afganistan örneği tanınma ile entegrasyonun aynı şey olmadığını göstermektedir. “Tanınmadan işlevsel bölgeselleşme”, Orta Asya’nın Taliban yönetimiyle ilişkisini açıklamak için yararlı bir analitik çerçevedir.
BRICS, Batı karşıtı bir ittifak olmaktan ziyade üyelerin güvenlik yaklaşımında farklılıklara sahip; ödeme sistemleri, kritik mineraller, dijital altyapı ve norm üretimi alanlarında ise giderek daha işlevsel hale gelmektedir. Çin’in kapasitesi ile Hindistan’ın stratejik özerklik anlayışı arasındaki gerilim örgütün yönünü ve niteliğini belirleyecektir.
BM reformunun merkezindeki mesele yalnızca veto değildir. Kritik husus daha temsilî bir yapıyla karar verebilen ve büyük güçleri sistem içinde tutan bir Konsey oluşturmaktır.
İklim diplomasisinin sorunu zirve eksikliği değil, uygulama hiyerarşisidir. Enerji güvenliği öne çıktığında, iklim hedeflerinin ertelenmesi COP31’in özellikle finansman ve uygulama açısından önemini artırmaktadır.
YZ’de teknolojik devrim ve finansal balon aynı anda var olabilir.
Eylül risk testinin en önemli metodolojik sonucu, devletler arası sıcak çatışmaya aşırı odaklanmanın finansal piyasa yapısı, hibrit tehdit, enerji altyapısı ve iklim kaynaklı lojistik riskleri görünmez kılabilmesidir. Ekim izlemesinde bu nedenle “kriz nerede?” kadar “şok hangi ağ üzerinden başka bir sektöre taşınıyor?” sorusu merkeze alınmaktadır.
SONUÇ
Eylül 2026 küresel sistemin iki karşıt bloğa ayrıldığı bir ay olmaktan çok, güvenlik ağlarının çoğaldığı ve kırılganlıkların birbirine bağlandığı bir dönem oldu. ABD Irak’taki askeri misyonunu sona erdirirken, Körfez’de yeni savunma ağları kuruluyor. İran bu ağların tamamını otomatik olarak düşman ilan etmiyor; BAE aynı anda İsrail’le güvenlik ilişkisini derinleştirip Suudi Arabistan’la yakınlaşabiliyor; Hindistan BRICS’i güçlendirirken Çin’in ağırlığını dengelemeye çalışıyor; Orta Asya Taliban’ı büyük ölçüde tanımadan Afganistan’ı ekonomik sisteme dahil ediyor.
Bu davranış biçimi klasik “çok kutupluluk” tanımından daha karmaşıktır. Ortaya çıkan düzen, büyük güç kutuplarından çok, birbirine bağlı fakat örtüşmeyen güvenlik, ekonomi ve teknoloji ağlarından oluşmaktadır.
Türkiye bu ağların önemli bir kesişim noktasındadır. Bu konum stratejik değer üretmektedir; ancak aynı nedenle enerji, finans, deniz güvenliği ve tedarik zinciri şokları Türkiye’ye daha hızlı ulaşabilmektedir. Eylül ayında fon piyasasında yaşananlar, bu kırılganlığın yalnızca dış kaynaklı olmadığını da göstermiştir.
Ekim açısından temel soru tek bir savaşın büyüyüp büyümeyeceği değildir. Daha kritik soru, Hürmüz ve Babülmendep’teki enerji riski, Rusya-Ukrayna derin saldırıları, Avrupa’nın düşük gaz stokları, El Niño, Türkiye’deki finansal tasfiye süreci ve teknoloji piyasalarındaki yüksek değerlemelerin birbirinden bağımsız kalıp kalamayacağıdır. Bir sonraki büyük şokun nerede başlayacağını öngörmek zor olabilir. Fakat Eylül 2026’nın gösterdiği şey daha netti. Şokun büyüklüğünü, başlangıç noktası kadar, hangi ağlara bağlandığı da belirleyecektir.
KAYNAKÇA
(Anadolu Ajansı, 2026). Almanya'da Saksonya-Anhalt eyalet meclisi seçimini sağcı AfD kazandı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/almanyada-saksonya-anhalt-eyalet-meclisi-secimini-sagci-afd-kazandi/4049005
Anadolu Ajansı. (2026a). İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Mekke ittifakının Müslümanların birleşmesi adına atılmış bir adım olduğunu söyledi. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iran-cumhurbaskani-pezeskiyan-mekke-ittifakinin-muslumanlarin-birlesmesi-adina-atilmis-bir-adim-oldugunu-soyledi/4070451
Arab News. (2026). Can Iraq contain its security threats after the US coalition’s withdrawal? https://www.arabnews.com/middle-east/can-iraq-contain-its-security-threats-after-the-us-coalitions-withdrawal-3003694
Bano, S. (2026). The Taliban’s quest for legitimacy: Fragmentation, pragmatism, and strategic engagement. Global Change, Peace & Security, 1–21. https://doi.org/10.1080/14781158.2026.2715618
Danish Prime Minister’s Office. (2026, 22 Eylül). Agreement between Greenland, Denmark and the United States. https://stm.dk/en/press/press-releases/agreement-between-greenland-denmark-and-the-united-states/
Der Landeswahlleiter für Berlin. (2026). Ön sonuç belirlendi. https://www.berlin.de/wahlen/pressemitteilungen/2026/pressemitteilung.1716422.php
Estonian Ministry of Foreign Affairs. (2026). NATO Allies responded swiftly and as planned to potential aerial threat. https://vm.ee/en/news/foreign-minister-tsahkna-nato-allies-responded-swiftly-and-planned-potential-aerial-threat
European Commission. (2026). Gas Coordination Group: No immediate security of supply risk. https://energy.ec.europa.eu/news/gas-coordination-group-no-immediate-security-supply-risk-2026-09-03_en
Euronews. (2026). What we know about CIA warning of Russian drone threat to southern Europe. https://www.euronews.com/2026/09/24/what-we-know-about-cia-warning-of-russian-drone-threat-to-southern-europe
Iraqi News Agency. (2026, 15 Temmuz). International Coalition Mission in Iraq to End by End of September. https://ina.iq/en/international/50433-us-department-of-war-international-coalition-mission-in-iraq-to-end-by-end-of-september.html
İstanbul Strateji. (2026a). BM 81 yaşında: Veto sistemi bir zafiyet mi, büyük savaşa karşı bir güvence mi? https://www.istanbulstrateji.com/analizler/bm-81-ya%C5%9F%C4%B1nda-veto-sistemi-bir-zafiyet-mi-b%C3%BCy%C3%BCk-sava%C5%9Fa-kar%C5%9F%C4%B1-bir-g%C3%BCvence-mi
İstanbul Strateji. (2026b). BRICS Yeni Delhi Zirvesi: Çin’in yükselişi, Hindistan’ın denge arayışı ve Küresel Güney’de liderlik rekabeti. https://www.istanbulstrateji.com/analizler/brics-yeni-delhi-zirvesi
İstanbul Strateji. (2026c). Küresel Jeopolitik Görünüm — Sayı 5. https://www.istanbulstrateji.com/raporlar-1/
İstanbul Strateji. (2026d). Teknolojik devrimler, finansal balonlar ve yapay zekâ: Devrim kendi balonunu mu üretiyor? https://www.istanbulstrateji.com/analizler/teknolojik-devrimler-finansal-balonlar
Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China. (2026). Jointly shouldering the responsibility of the times and striving to be a pioneering force. https://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/xw/zyxw/202609/t20260913_12021253.html
Popalzay, A. W. (2026). Kazakhstan’s multidimensional engagement with Taliban-led Afghanistan (2021–2026). Journal of Asian and African Studies, 0(0). https://doi.org/10.1177/00219096261471789
Prime Minister of India. (2026). BRICS New Delhi Declaration: Building for resilience, innovation, cooperation and sustainability. https://www.pmindia.gov.in/en/news_updates/brics-new-delhi-declaration-building-for-resilience-innovation-cooperation-and-sustainability-september-12-2026/?comment=disable
Saudi Press Agency. (2026, 25 Eylül). Makkah Joint Defence Agreement states hold military chiefs’ meeting in Riyadh. https://www.spa.gov.sa/en/w2686010
Scottish Government. (2026). Cardiff Agreement: Agreement between Welsh and Scottish Government. https://www.gov.scot/publications/cardiff-agreement-cytundeb-caerdydd-agreement-between-welsh-and-scottish-government/
Sermaye Piyasası Kurulu. (2026a). Yatırım fonlarına ilişkin rehber düzenleme süreci açıklaması. https://spk.gov.tr/duyurular/basin-duyurulari/2026/yatirim-fonlarina-iliskin-rehber-duzenleme-surecine-iliskin-aciklama
Sermaye Piyasası Kurulu. (2026b). Tasfiye konusu fonlardaki yatırımcı sayısına ilişkin açıklama. https://spk.gov.tr/duyurular/basin-duyurulari/2026/tasfiye-konusu-fonlardaki-yatirimci-sayisina-iliskin-aciklama
Sermaye Piyasası Kurulu. (2026c). Tasfiye konusu fonlara ilişkin süre düzenlemesi. https://spk.gov.tr/duyurular/basin-duyurulari/2026/tasfiye-konusu-fonlara-iliskin-sure-duzenlemesi
SIPRI. (2026). Increasing focus on nuclear weapons amid heightened escalation risks—new SIPRI Yearbook out now. https://www.sipri.org/media/press-release/2026/increasing-focus-nuclear-weapons-amid-heightened-escalation-risks-new-sipri-yearbook-out-now
T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026a). Mekke Ortak Savunma Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi ortak açıklaması. https://www.mfa.gov.tr/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-kapsaminda-tesis-edilen-stratejik-siyasi-ve-savunma-komitesi-nin-ilk-toplantisi--31-8-2026--istanbul.tr.mfa
TASS. (2026a). Russian nuclear triad guarantees sovereignty, international balance of power—Putin. https://tass.com/politics/2189939?ysclid=mupt4jh9u448302488
TASS. (2026b). Arms control talks with US should have been revived “yesterday”—Kremlin. https://tass.com/politics/2193895?ysclid=mupt5y1kkz94784465
The Economist. (2026, 24 Eylül). Turkey’s investment-fund fiasco. https://www.economist.com/finance-and-economics/2026/09/24/turkeys-investment-fund-fiasco?utm_campaign=shared_article
The New Union Post. (2026, 15 Eylül). Scotland, Wales and Northern Ireland eye independence from the UK and rejoining the EU. https://newunionpost.eu/2026/09/15/scotland-wales-northern-ireland-eu-uk/
The White House. (2026a). President Trump at the United Nations: “While others have talked, I have acted”. https://www.whitehouse.gov/releases/2026/09/president-trump-at-the-united-nations-while-others-have-talked-i-have-acted/?query-11-page=2&trk=article-ssr-frontend-pulse_little-text-block
The White House. (2026b). Agreement between the Government of the United States of America and the Government of the Kingdom of Denmark together with the Government of Greenland.
UAE Ministry of Foreign Affairs. (2026a). UAE strongly condemns Houthi group’s attempt to target Makkah al-Mukarramah. https://www.mofa.gov.ae/en/mediahub/news/2026/9/17/uae-makkah
UAE Ministry of Foreign Affairs. (2026b). Joint Statement by the Ministers of Foreign Affairs of the UAE, KSA, Qatar, Jordan, Indonesia, Pakistan, Türkiye, and Egypt, https://www.mofa.gov.ae/en/MediaHub/News/2026/9/22/UAE-Joint-Statement
United Nations. (2026a). Climate Summit 2026. https://www.un.org/en/climatechange/climate-summit-2026
United Nations Framework Convention on Climate Change. (2026). COP31 Türkiye: Information for participants. https://unfccc.int/cop31/ifp
United Nations Department of Political and Peacebuilding Affairs. (2026). Remarks to the Security Council on developments in Yemen. https://dppa.un.org/en/speeches-and-statements