
Analizler

BRICS Yeni Delhi Zirvesi:
Çin’in Yükselişi, Hindistan’ın Denge Arayışı ve Küresel Güney’de Liderlik Rekabeti
Oktay BİNGÖL
17 Eylül 2026
2026 BRICS Yeni Delhi Zirvesi, genişleyen örgütün geleceği kadar Çin-Hindistan rekabetinin yönü açısından da önemli bir eşik oluşturdu. Hindistan, Küresel Güney’in uluslararası sistemde daha güçlü temsilini ve çok kutupluluğu öne çıkarırken, Çin ekonomik entegrasyonu, dijital ödeme sistemlerini, yapay zekâyı ve teknolojik işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Bu farklılık, BRICS içinde iki ayrı yaklaşımı görünür kılıyor: Hindistan’ın çok merkezli ve stratejik özerkliği koruyan modeli ile Çin’in ekonomik-teknolojik kapasitesinin giderek ağırlık kazandığı model. Zirve, Çin-Hindistan ilişkilerinde kontrollü bir normalleşmeye işaret ederken BRICS’in gelecekteki karakterine ilişkin temel soruyu da öne çıkardı: Küresel Güney’in güçlenmesi, Çin’in güçlenmesiyle ne ölçüde örtüşüyor?

ABD–Çin Savaşı Kaçınılmaz mı, Yönetilebilir Rekabet mi? Derinleşen Gerilime Karşılaştırmalı Akademik Yaklaşımlar
Oktay BİNGÖL
11 Eylül 2026
ABD–Çin rekabeti, güç geçişi, Tayvan, teknoloji, ittifaklar ve güvenlik ikilemi ekseninde giderek sertleşmektedir. Ancak Amerikan ve Çin akademik literatürü, savaşın kaçınılmaz olduğu konusunda ortak bir kanaate sahip değildir. Amerikan literatürü; yapısal çatışma, güvenlik ikilemi ve stratejik uyum olmak üzere farklı yaklaşımlara ayrılırken, Çinli akademisyenlerin önemli bir bölümü rekabetin kalıcı fakat savaşın önlenebilir olduğunu savunmaktadır. İki tarafın literatüründe en tehlikeli kırılma noktası Tayvan’dır. Temel risk, bilinçli bir savaş kararından ziyade yanlış algılama, caydırıcılık başarısızlığı ve tırmanmanın kontrol edilememesidir. Bu nedenle savaşın önlenmesi, rekabetin nasıl yönetileceğine bağlıdır.

Rusya ve Kuzey Kore Köprüsü ve Stratejik Ortaklığın Kalıcılaşması
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
9 Eylül 2026
Rusya ile Kuzey Kore arasında 7 Eylül 2026’da açılan karayolu köprüsü, Ukrayna savaşının hızlandırdığı yakınlaşmanın somut sonuçlarından biridir. Tumen Nehri üzerinde Rusya’nın Khasan yerleşimini Kuzey Kore’nin Tumangang bölgesine bağlayan yaklaşık bir kilometrelik yapı, iki ülke arasındaki ulaşım ilişkisine yeni bir kanal eklemektedir. Köprünün stratejik önemi, savaş koşullarında güçlenen karşılıklı ihtiyaçların uzun vadeli kullanıma açık bir altyapıya dönüştürülmesinde yatmaktadır. Moskova ile Pyongyang böylece siyasi taahhütlerini ve askerî iş birliğini destekleyebilecek fiziki bir bağlantı oluşturmuştur. Bu gelişme, mevcut ortaklığın süreklilik kazanmasını kolaylaştırırken, Kuzey Kore’nin dış ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme ve büyük güçlerle pazarlık yapma imkânlarını da genişletebilir.

Çin–Endonezya İlişkilerinde Yeni Eşik: Stratejik Yakınlaşma mı, Çok Yönlü Dengeleme mi?
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
27 Ağustos 2026
Çin ile Endonezya arasında 21 Ağustos 2026’da Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler, iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin işaretlerini verdi. İlişkilerin uzun süredir ekonomik temelini oluşturan ticaret, yatırım ve altyapı ortaklığı artık savunma sanayii, askerî tatbikatlar, deniz güvenliği, kritik mineraller ve ileri teknolojileri kapsayan daha geniş bir stratejik çerçeveye taşınıyor.

Makineler Kimin İçin Çalışacak? Yapay Zekâ Çağında Kapitalizm, Sosyalizm ve Komünizm
Genişletilmiş ve Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı
Oktay BİNGÖL
22 Ağustos 2026
Makineler Kimin İçin Çalışacak? Yapay Zekâ Çağında Kapitalizm, Sosyalizm ve Komünizm, yapay zekânın emek, değer, mülkiyet ve ekonomik koordinasyon üzerindeki etkilerini kuramsal olarak inceliyor. İlk taslağın yayımlanmasının ardından gelen kapsamlı görüş ve eleştiriler değerlendirilerek çalışma genişletilmiş ve gözden geçirilmiştir. Yeni versiyonda Marx’ın emek-değer ve artı değer teorileri; Foucault’nun bilgi-iktidar, Gramsci’nin hegemonya yaklaşımıyla birlikte ele alınmakta; YZ oligarkları, sermaye mülkiyetinin demokratikleştirilmesi, dijital sosyalizm ve Türkiye’nin teknolojik bağımlılığı tartışılmaktadır.

İsrail’in Suriye’de Yeni Tehdit Algısı, Türkiye ile Rekabette Yeni Eşik ve ABD ile Büyüyen Stratejik Ayrışma
Oktay BİNGÖL
22 Ağustos 2026
İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurması, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir stratejik eşiğe işaret ediyor. İsrail’de güvenlikçi çevreler, Türkiye’nin Suriye’de artan askerî kapasitesini gelecekte İsrail’in hareket serbestisini sınırlayabilecek bir tehdit olarak değerlendiriyor. Buna karşılık ABD’de giderek güçlenen yaklaşım, İsrail’in güvenlik kaygılarını tamamen reddetmeden, tek taraflı askerî müdahalelerin bölgesel istikrarı ve Washington’un diplomatik hedeflerini riske attığını savunuyor.

Changing Geopolitics in the Eastern Mediterranean-Black Sea Region and NATO’s Security Architecture Gap
Oktay BİNGÖL
20 Ağustos 2026
Karadeniz ve Doğu Akdeniz, son yirmi yılda artan askerî rekabet, bölgesel çatışmalar, Türkiye-Yunanistan uyuşmazlıkları ve kritik denizaltı altyapılarına yönelik tehditlerle birlikte birbirine bağlı bir stratejik güvenlik eksenine dönüşmüştür. Türk Boğazları, enerji hatları, deniz ulaştırma güzergâhları ve dijital kablolar bu alanın NATO ve küresel sistem açısından önemini artırmaktadır. Analiz, NATO’nun temel sorununun askerî kapasite eksikliği değil; mevcut siyasi, askerî, teknolojik ve kurumsal araçları bölgesel olarak bütünleştirmekte yaşadığı entegrasyon açığı olduğunu savunmaktadır. Bu çerçevede, Montrö’ye uyumlu, NATO-AB iş birliğini ve kritik altyapı güvenliğini esas alan Karadeniz–Doğu Akdeniz Deniz Güvenliği Girişimi (BEMSI) önerilmektedir.

Askeri Harcamaların Ötesinde: Japonya’nın 2026 Savunma Beyaz Kitabı Gerçekte Ne Söylüyor?
Oktay KÜÇÜKDEĞİRMENCİ
13 Ağustos 2026
Japonya’nın 4 Ağustos’ta yayımladığı 2026 Savunma Beyaz Kitabı, ülkenin çevresindeki güvenlik ortamını II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana görülen en ağır ve karmaşık koşullar olarak tanımlıyor. Belgede Çin’in genişleyen askerî kapasitesi öne çıkarılıyor.

Türkiye’de Millet ve Devlet İnşası: Başarı Nerede, Hata Nerede?
Yakup BATTAL
13 Ağustos 2026
Yaklaşık iki yüzyıldır modern devletlerin siyasal düzenleri; liberalizmden sosyalizme, komünizmden milliyetçiliğe, faşizm ve Nazizm gibi otoriter-totaliter deneyimlerden sosyal demokrasiye kadar uzanan farklı düşünce ve yönetim anlayışlarının etkisi altında şekillendi.
